Şimdi, kendi köşeme çekilmiş, akıllı adamların bir iş tutturamayacakları, tutturanların ise aptal oldukları gibi kin dolu bir teselliyle kendimi kızdırıyorum.
Elinden bir şeyleri kaçırıyormuş gibi tedirgin, tedirginliğini gizlemeye alışkın, bu alışkanlığın katılaşmış, istenildiğinde bile dışa çıkılmasını imkansızlaştıran bir kabuğa dönüşmüş olduğunu düşünüyordum.
Tarih, bunu on yedi bin dilde yazmıştı ki, bazı şeylerin bir saatten sonra davası olmazdı. Fakat konu Müzeyyen olunca, ben tarihi filan takmazdım. Nitekim, konuya uygun düşen tarih de beni takmayacaktı.