Meray Atasoy

İnsan kötü uyuyunca ne sorduğunu bilmeden soruyor. Sürekli sormak istiyor, uyuyamamak demek, soru sormak demek, zaten cevabı bulsa insan, uyuyabilecek.
Sayfa 191
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dün bana her gün yazmamanı öğütlemiştim, bugün de aynı fikirdeyim, bu ikimiz için de çok iyi olur ve sana bugün bir kez daha ve ısrarla aynı şeyi öğütlüyorum-yalnız lütfen Milena, beni dinleme, bana her gün yaz, çok kısa olsun, bugünkü mektuptan daha kısa, yalnızca iki satır, yalnızca bir satır, yalnızca bir sözcük, ama bu sözcükten sadece müthiş acılar çekerek mahrum kalabileyim.
Sayfa 168
Neden bu belirsizliklerle ve korkunç sorumluluklarla dolu durumun bütün ızdırabını çekmek zorunda olan bir insanım ben? Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken ya da uyurken (iyi uykular dilerim!), seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim? Seni bu son günlerin sefaletinde görseydim ya da Viyana'dan ayrılmak zorunda oluşunu, üzüntüden yıkılırdım.
Sayfa 149
Ve gece yazdığın mektup orada işte, nasıl okunabileceğini aklım almıyor, bir göğüs havayı solumak için böyle nasıl daralıp genişliyor, aklım almıyor, senden nasıl uzak kalınır, aklım almıyor.
Sayfa 109
Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün!
Sayfa 108