Sadece tembel hayattan değil aynı zamanda aklın bomboş, atıl kalmasindan, içimizi kemiren, saçma işlere teslim olan aklımızın düştüğü durumdan da nefret etmek ve faydasız işlerin olduğu ortamlardan da uzak durmak gerekir.
Günlük tembelliğimiz bizi yaşama hevesimizden uzaklaştırır; yerine içi boş ve değersiz hayaller koyar. Sadece düzen, sükûnet ve verimli çalışmakla hayat gerçek mutluluğuna kavuşur. "Yaşadığımı hissediyorum" diye tabir edilen duyguyu sadece çalışmayı alışkanlık haline getirerek elde edebiliriz. Bu ise çalışma isteğini dörde katlar ve tembel bundan haberdar değildir.