Zaman er ya da geç ilacını alıp koşardı insanın yarasına. İyileşecekti. Çok geçmeden kendisine hakiki bir dinleyici arayacak, aralıksız konuşmak isteyecek, dili çözülecek kendisinden fersah fersah geride kalan ve muhakkak kendini haklı çıkaracağı o hazin hikâyesini anlatacak ve tıpkı bizim gibi Taşkale'deki her şeye alışmaya başlayacaktı.