Siddhartha sesini çıkarmadı ve hep aynı suskun gülümsemeyle Govinda’ya baktı. Govinda gözlerini Siddhartha’nın yüzüne dikmiş bekliyordu korkuyla, özlemle. Bakışlarında acı okunuyor, sonu gelmeyen bir arayış, sonu gelmeyen bir bulamayış okunuyordu.
Oysa bazı insanların küçük çocuklarınki kadardır aklı, öyleyken böyle bir sığınak vardır kendilerinde. İnsanların büyük çoğunluğu, Kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişide vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyebilecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar. Tanıdığım pek çok bilgin ve Samana arasında bir yenesi işte böyle kusursuz biriydi, asla unutmayacağım onu.
Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez! Bir tek kendim, yalnızca kendim için bir yargıya varabilir, bir şeyi seçer ya da yadsıyabilirim.