Hasret... Boynu bükük hasretler, yenik, solgun, içli ve duygun hasretler. Özgürlük ve eşitlik günlerinin hasreti. Zincirlenmiş özgürlüğün hasreti! Hasret... Kırmızı güllerin hasreti, aşıkların göğsünde bir öpücük gibi duran kırmızı güllerin... Bir göz yaşı gibi sevilip sayılan ölülerin mezarlarına dökülen güllerin. Evet, bir aşık sözü gibi, kutsal bir yemin gibi gönüllerde duran kırmızı güllerin...
Tarihin yanlış tarafında durma deyiminin en çarpıcı örneğini verenler muhakkak ki bir gün ait olduğu yerde, yani tarihin utanç sayfalarında yerini alacaktır.
Ancak belli ki o zamana kadar, çok vakit kaybedecek, epey bir acı çekeceğiz. İyinin, güzelin, doğrunun ve en
önemlisi de gerçeğin yanında durmaktan başka çare yok.