O korkunç tesadüf olmasaydı, ben de asla bir insanın, herşeyden vazgeçmiş, her şeyini kaybetmiş bir insanın nasıl bir ateşle, nasıl bir umutsuzlukla ve karşı konulmaz bir istekle hayatın her bir kızıl damlasını emdiğini asla bilemeyecektim; yirmi yıl boyunca varlığın her türlü şeytani güçlerinden uzak yaşayan biri olarak ben , doğanın bazen nasıl da sıcağı ve soğuğu, ölümü ve yaşamı , hazzı ve hüsranı birkaç nefesin içine sığdırabildiğini hiç kavrayamayacaktım.
Bu adam her bir duygusunu hareket ve jestle anlatabilme gibi gizemli bir güce sahipti fakat hiçbir şey , yeryüzündeki hiçbir şey çaresizliği , kendinden böylesine vazgeçmişliği canlı bir ölü haline gelmeyi bu hareketsizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemezdi .
Alyoşa mektubu hayretle tekrar tekrar okudu, biraz düşündü, sonra birdenbire yavaştan, tatlı tatlı güldü. Arkasından ürperir gibi oldu, gülüşü ona günahmış gibi geldi. Fakat bir an sonra o sessiz gülüşü devam etti .