Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı, sadece imkansız bir aşkın hikayesi değil; insanın iç dünyasındaki o derin, kimselere gösteremediği "ikinci hayatın" trajedisidir.
Bu roman, bir memur olan Raif Efendi’nin maskeler arkasına gizlenmiş devasa iç dünyasını sarsıcı bir dürüstlükle sunar. Maria Puder ile yaşadığı aşk, fiziksel bir tutkunun ötesinde; iki yalnız ruhun dünyadaki o imkansız tam olarak anlaşılma arayışıdır. Maria’nın güçlü ve bağımsız karakteri karşısında Raif’in pasifliği, aslında topluma duyulan derin bir küskünlüğü temsil eder. Eser, kaçırılan fırsatların ve yarım kalan hayatların, bir insanın ruhunu nasıl yavaş yavaş öldürdüğünü kanıtlayan bir _çsel yalnızlığın saptamasıdır.