Osmanlı'nın yıkılışının ardından başlayan,yarım asrı aşkın bir süredir devam eden,sömürgecilerin bölgeye girişiyle; "Osmanlı'ya ihanet eden Araplar" senaryolarını yazdılar bizim zihinlerimize.
Kimse "Medine Müdafaası" nı, "Zeytindağı" nı okumamıştı zaten.Hepimiz Milli Eğitim müfredatlarının anlattığı hikayenin bir parçası haline geldik.Sandık ki sadece biz böyle büyüdük.Halbuki Arap çocukları da böyle büyütülmüştü.Türkiye'de biz, andımızı okurken,onlar da kendi ülkelerinde "antlarını" okudular. "Osmanlı işgalinden" bahsetti birileri onlara, bize de "Arapların ne kadar hain" olduklarından bahsettiler.
Mahmud Derviş'in tek bir cümlesi Gazze'nin bir yanı mavilik olan sınırlarının içinde ablukada kalmasının nedenini özetliyor: "Çünkü o bizim aramızdan düşmanın rahatını kaçırmaya ve huzurunu bozmaya en yetkin olan"
Gerçekten hayatta kalmanın ne demek olduğunu Filistin'de bombalar altında geçen bir yaşamla oradan çıkıp başka bir yaşamın arasında kaldığınızda anlayabilirsiniz.
Aslında sınırsız özgürlüğün istek ve arzulardan sıyrılmakla gerçekleştiği, bağışlamanın, insanları mutlu etmenin, iyilik yapmanın en büyük hürriyet olduğu anlaşılmıştır.