Giyinip soyunurken, pansuman yapılırken, minderin üstünde uzanırken, dakikalarca, mahkum uzvuma bakıyorum; her parçası, her hareketi, her yeni aldığı şekil bana birçok düşünceler veriyor, canlanıyor, ehemmiyet kazanıyor, şahsiyet sahibi oluyor ve öteki sağlam uzuvlar arasında idama mahkum bir kardeş gibi, endişeli bir hareketsizlikle susuyor.
Beni susturan şey nefretimdi.
En basit içtimaî davaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim.