Akademik bilgiler de içeren belgesel roman türünde bir kitap okudum. Kafka’nın “Dönüşüm” kitabında olduğu gibi ünlü bir giriş cümlesiyle başlıyor roman, “Bana Ishmael deyin.” Bu tür gizemli giriş cümleleri ile başlayan kitapları genelde seviyorum. Balina sanayisinde çalışan Pequod adında bir avcı gemisinin ve mürettebatının son yolculuğunda başına gelen olaylar anlatılıyor. Geminin kaptanı Ahab ihtiraslı bir karaktere sahip. Beyaz bir ispermeçet balinası olan Moby Dick ile yaşadığı tatsız bir olay sonucu engelli kalmasını unutamıyor ve okyanusları denizleri aşarak takıntılı bir ruh haliyle intikam almak için Moby Dick’in peşine düşüyor.
Geminin ikinci kaptanı olan sağduyulu Starbuck’ın telkinlerini ise mütemadiyen kulak ardı ediyor. Roman bu anlamda bir intikamın hikayesi gibi olsa da anlatımdaki ustalık kitabı destansı yapıyor. Ayrıca balina avcılığı, balinaların nasıl avlandıkları, anatomileri hakkında ilginç bilgiler ediniyorsunuz. Kısacası denizcilik, ispermeçet balinaları ve diğer balina türleri hakkında oldukça doyurucu ansiklopedik seviyede bilgiler veriyor kitap. Kitabın ilgimi çeken diğer yönleri ise Hristiyanlık ve Yahudilik inancını referans alan atıfların çokça olmasıydı ayrıca Türk kelimesi de çok geçiyor kitapta yani Türk Kültürüne ait atıflar da var.
Bir diğer ilginç bilgi ise kahve zinciri “Starbucks’ın” adını bu kitaptaki ikinci Kaptan Starbuck’tan alıyor olması. Sık gitmesem de artık Starbucks’ta kahve içmek bana bambaşka duygular tattıracak. Gözlerimi kapatıp geniş okyanus deryasında kendimi Pequod gemisinin kaptanı olarak düşleyip karşımda ikinci kaptan Starbuck ile uzun sohbetler edebiliriz mesela, bir yandan deniz kokusu ve martı çığlıkları diğer yandan Moby Dick’in güçlü akciğerlerinin püskürttüğü su sesinin eşliğinde kahvelerimizi yudumlarız.