Taşta kan vardı, gökyüzünde dolunay, bahçede toprak kokusu.Ürkütücü bir serinlik içinde yüzüyordu ağaçlar.Kış güllerinin katmerlenme vaktiydi, nergislerin tazelenme demi.Yedi kişi girmişti bahçeye.. Yedi öfkeli yürek, nefretin ele geçirdiği yedi akıl, yedi keskin bıçak.
O andan başlayarak güneş, ay ve yıldızlar huzurla varlıklarını sürdürebilirken, ben gece mi olmuş gündüz mü farkında bile değilim, gözüm dünyayı görmüyor.