meric

meric
@Mericmrc
“Her şeyin ilacı zaman, tek ihtiyacın zaman" dediler. Durup durup kolumdaki saate baktım, senin aldığın saate. Yolculukta ana babasını bunaltan çocuklar gibi sor­dum, “Daha gelmedik mi?” diye. Yüzüme boş boş baktılar. Ya­ni dedim, daha yalın sorayım: “Bu zamanla geçer dediğiniz zaman, takribi ne zaman ey insanlar?”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yalnızlık da bir işken­ce türü olarak kayıtlara geçsin, tecrübe ettim.
Morg neden tek heceli bir kelime, o gün anladım, iki heceli olsa çıkmaz insanın ağzından. Bir kerede söylüyor­sun, boğazına takılıyor, sonunu duymuyorsun.
“Güvendi­ğiniz dağlara kar yağdığında, üzülmeyin. Kıç üstü oturun ve sessizce aşağı doğru kayın. Baharı görene kadar...”
Dediler ki sevdiğin ölünce kalbinde kırk mum yanar, her gün biri sö­ner. Kırkıncı gün hepsi söner, biri bekler. O tek mum ebediyen yanar, acını o tek mum tutar. Ben buna inandım. Haya­limde otuz dokuz mum söndürdüm her gece üfleyerek, içim­deki cılız nefeslerle. Göğsümdeki sızı hafifler, kalbim tekrar toplanır, ciğerime derin bir nefes girer diye kırk gün bekle­dim. Geçtiğimiz kırk gün, bugünü bekledim. Sabah uyandım, kendimi yokladım. Öğlen tekrar baktım. Kırkıncı ikindiyi beklerken kırkikindi yağmurları boşandı gözlerimden. Gecesini bekledim ve de gece yarısını. Hiçbir şey olmadı. Yalanı­nız batsın dedim. İçimde tek bir mum kalacaktı hani; peki ne, bu yürekteki bin dönümlük orman yangını?