Suçluluk illeti, işlediğim suçlardan çok daha fazla zorlaştırdı hayatımı. Çünkü suç saklansa da, suçluluk kalır. Yastığın üzerinde uykusuzluk lekesi, kalpte kimliği meçhul ağrı, kursakta bekleyen taş gibi kalır. Bende de kaldı.
Tavsiye üzerine ilk defa okuduğum kitap ve yazarı. Bir daha yüksek ihtimal okumam. Hatta buraya yazmadan önce de biraz Google da araştırdımda . Seven çok sevmiş sevmeyen de hiç sevmemiş. Baya keskin bir ayrım var bu konuda. Ben kitabı okurken ruhen sıkıldım. Bana bir kadın olarak kendimi kötü hissettirdi. Aslında ilk öykülerde merakla severek okudum ama ilerledikçe kadınlar ile ilgili cümleler beni yordu. Cümleleri yorumlayamadım ve okurken ürktüm. Bir solukluk bir kitap aslında. Merak eden okuyabilir.
" senin annen ne iş yapıyor?"
"Benim annem, kadın!"
.
.
.
Onlar, hayata değmeden, iz bırakmadan, anı bırakmadan yaşayabilmenin yolunu buldular. Öylesine çokken, yok olabildiler.