Son söz olarak şunu eklemek isterim: Faili meçhullerin dosyaları kapatılmamalı, katil çoktan ölmüş olsa bile cinayet aydınlatılmalıdır. Öte yandan kime ait oldukları bilinmeyen beden ve beden parçalarının sahipleri mutlaka saptanmalıdır. Günümüz DNA teknolojileri sayesinde bunlar artık mümkün. “Ölen öldü, kader" deyip geçilmemeli. Her ailenin, iyi bir baba, müşfik bir dede olarak hatırladığı kişinin aslında canavarca hislerle küçük çocuklara işkence ettiğini bilmesi gerektiği gibi, her kurbanın başında dua edilecek bir mezar taşına hakkı var.
“Şimdi açık seçik görüyorum,” dedi, “bu maskelilerin kimler olduğunu. Bunlar büyük bir kralla, sır ortağı yedi nazırı, savunmasız bir kızcağıza vurmaktan vicdanı sızlamayan bir kralla bu canavarlıkta ona söz ve davranışlarıyla cesaret veren yedi nazır. Bana gelince, ben sadece soytarı Aksak Kurbağa'yım, o kadar ve bu benim son soytarılığım.”
Öldüm bütün ölümlerle ben şimdiye
dek,
Yeniden isterim ölmek bütün ölümleri,
Ağacın ölümünü ölmek tahta tahta,
Taş taş dağın ölümünü,
Toprak ölümünü kumun.
Çıtırdayan yaz otlarının ölümünü yaprak yaprak
Ve kanlı ve zavallı ölümünü insanoğlunun.
Hermann Hesse (1877-1962), Bütün Ölümler