Bir insanın çocukluğu, ailesinin kurallarını öğrenerek geçer. Yaşadıkları ve gördükleriyle zihninde kalıplar oluşur. Çocuk büyüyüp yetişkin olduğunda ise bu kalıplara uygun olacak biçimde düşünür ve yaşar. Neyin ihtiyaç olduğu da bunlara göre oluşur.
Dalgalar yumuşak dokunuşları ile taşları nasıl yuvarlak ve pürüzsüz hale getiriyorsa, biz de sevgi ve şefkat içeren söz ve davranışlarımızla katılaşmış kalpleri yumuşatabiliriz. O yumuşamasa bile, biz ahlakımızı korumuş ve güzelleştirmiş oluruz.