Siyasi makamlara gelen insanlara bakarsak belirli bir süre geçtikten sonra o makama olan düşkünlükleri iş yapma yetilerini kaybettirerek bütün güçlerini makamlarını korumaya harcamaya itmektedir. Bunu yaparken de çok doğal ve normal bir şey yaptıklarını zannederek, kendilerini bir şekilde bunun doğru olduğuna inandırmaktadırlar. O noktadan sonra o idareci halkın sorunlarını görmezden gelmeye başlar. Bu tam bir felakettir. Görmezden gelinen sorunlar çoğaldıkça idareci ülkenin sorunsuz olduğuna ve toplumun birçok şeyi abarttığına inanmaya başlar. Ülkenin varlığı ile kendi varlığının son bulacağına inanır. Onu bu noktaya iten ise kapıldığı güç hastalığıdır.
Kitap satın almanın, hatta okumanın ortalama insanın güç yetiremeyeceği pahalı bir hobi olduğu düşüncesi öyle yaygın ki ayrıntısı ile incelenmeyi hak ediyor.