Kalabalıkta gelinin epey zengin olduğu, beş yüz bin ruble drahoma verildiği söyleniyordu... fazlası da harçlıkmış...
Hızla dışarı çıkarken, "Demek iyi hesaplamış!" dedim kendi kendime
Ama bu ciddiyet ve ağırbaşlılığın altında, bu kederin altında, bir çocuğun küçük, masum yüzü seçiliyordu; yüzünde alabildiğine naif, oturmamış, genç bir ifade vardı ve sanki sessizce merhamet diliyordu.
Derler ki, müzik güzelse, verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan, melodilerde mutluluğu, hüzünlü insan hüznü bulur; Ivan Andreyeviç'in kulakları ise yalnızca fırtınaların uğultularını duyuyordu. Bu eziyet yetmiyormuş gibi, önünde ardında, yanında yöresinde öyle ürkütücü çığlıklar kopuyordu ki...