Çocuklar yaşlıları çok çok sever, aynı şekilde yaşlılar da çocukları; ne de olsa tanrı benzerleri benzerleriyle buluşturur.
Cidden ne fark var aralarında, şu kırışıklığı ve sayısız doğum gününü saymazsan? Yoksa saçlarının beyazlığı da bir, dişsiz ağızları da, mini mini gövdeleri de bir, süte doymazlıkları da, kekelemeleri de bir, çenebazlıkları, saçmalıkları, unutkanlıkları, savruklukları da, kısacası başka her konuda birbirlerine tıpatıp uygunlar. İnsanlar ne kadar yaşlanırsa o kadar çocukluk benzeri bir çağa geri dönerler, ta ki çocuklar gibi yaşam gailesi çekmeden, ölümü hiç hissetmeden bu yaşamdan göçüp gidene değin.
Hayır Bayan Karasu, ben deli değilim, aklımı da kaçırmadım. Ama bu kadar acımasız, bu kadar sevgisiz, bu kadar hoyrat bir dünyada hiçbir şey olmamış gibi yaşayamazdım
Sonuna kadar götürmeliyim bu serüveni, yoksa çekilen acılar anlamsızlaşacak, döktüğüm kan boşa gitmiş olacak, yoksa herkes beni basit bir deli sanacak.
Sizin dünyanızdan nefret ediyorum. Burada olmak daha iyi, daha güzel, daha anlamlı. Çocukluğumu saymazsak, yaşadığım hayatı hiç sevmedim, bir tek anını bile. Dönersem, oraya dönmüş olacağım. Eskisinden daha kötü, daha zor, daha çirkin olacak her şey. Hayır Bayan Karasu, dönmeyeceğim, tanrıların dünyasında kalmak daha iyi