Y.A: Diğerlerini, esas ahlaki nitelikleri ele al. Merhamet, cömertlik, yüce gönüllülük, nezaket gibi bereketli tohumları yani. Onlar, dış etkenlerin yetiştirilmesiyle, sözlüklerde adı geçen erdemlerin harmanlanıp karıştırılmasıyla büyüyorlar. İnsan, o tohumların herhangi birini üretiyor mu yoksa onlarla mı doğuyor?
G.A: Onlarla doğuyor.
Y.A: Onları kim üretiyor o zaman?
G.A: Tanrı.
Y.A: İtibarları kimin hakkı?
G.A: Tanrı'nın.
Y.A: Daha önce bahsettiğin görkem ve alkışlar kimin hakkı?
G.A: Tanrı'nın.
Y.A: Öyleyse insanı aşağı seviyeye çeken, sensin.
Fakat bunların hepsi, senin şeman tarafından ortadan kaldırılıyor. İnsan makineye indirgeniyor. Artık o bir hiç kimse. Yüce gururu yalnızca kibirde dönüştü.
Dış etkenler, içindeki Efendiyi emri vermeye itti. Ondan daha güçlü dış etkenler de buna mani oldu. Kişinin beyni kendi kendine fikir oluşturmaktan aciz olduğu için, bu dış etkenler olmadan içgüdülerin ikisi de doğamazdı.
Y.A: İnsanın iyiliğine kayıtsızdır. Kendi arzularını tatmin etmek dışında hiçbir şeyle ilgilenmez. Insanın iyiliği ne olacak şeyleri tercih etme konusunda eğitilebilir. Fakat onları yalnızca diğer şeylerden daha tatmin edici oldukları için tercih edecektir.