Yasa vuruyor, ama insanı değil, suçu öldürmek için vuruyor. Mahkuma karşı o kadar insaflı davranıyor ki, onu namuslu olmaya, topluma ettiği kötülüğü yaşayacağı yıllarda ödemeye zorluyor.
Musa'nın yasası bile, köleler ve katı yürekliler için konmuş olan bu korkutma ve öç alma yasası bile bir şey çalmayı ölümle cezalandırmıyor. Bizse Tanrı'yı baba sayan, rahmete, merhamete dayanan İsa yasası altında daha az insanca davranmak, dilediğimiz zaman insan kardeşimizin kanına girmek hakkını nasıl verebiliriz kendimize?
Tanrı bize yalnız başkasını değil, kendimizi öldürmeyi bile yasak etmiş. Oysa biz yasaların gölgesine sığınarak birbirimizi boğazlayabiliyoruz! Bu korkunç adalet anlayışı yargıçları ve cellatları Tanrı buyruğunun üstüne çıkarabilecek, onlara yasanın öldür dediğini öldürme hakkını verecek!
... toplum her insana eşit bir güvenlik sağlamadığı sürece, bir insanı para çaldığı için öldürmek doğru değildir. Diyeceksiniz ki, toplum ölüm cezasını verirken beş on para çalmanın değil, adaletin ve yasaların öcünü almaktadır. Ben de buna karşı şu ilkeyi söyleyeceğim: summum jus summa injuria ( aşırı doğruluk aşırı haksızlık getirir.)