Farklılıkların bir arada yaşayabildiği bir toplum tahayyülü bağlamında farklılıkların engel yerine olanak olarak algılandığı kapsayıcı bir eğitim ortamı kurgulayabilmek, Türkiye’nin toplumsal dönüşüm sürecinin demokratikleşme fırsatına dönüşmesi açısından gereklidir.
Ekonomik süreçler toplum içinde, halk arasında zaten mevcut (ama derin uykuda bulunan) düşünce, önyargı ve kalıp yargıların uykudan yavaşça uyanmasına, bunların kesifleşmesine, belli
dalgalar halinde bireysel davranışlara ve küçük grup gösterilerine dökülmesine yol açar; tiplemeler, günah keçileri yaratma, ayrımcılık, hakaret ve tacizden hukuki ayrımcılığa, hatta, kitlesel şiddete kadar varabilir.
Harvard Üniversitesi’nden Ömer Gökçümen coğrafi konumun neden etkili olduğuna dair şunları söyledi: “Fransız ırkından bahsedemediğimiz gibi Türk ırkından da bahsedemeyiz.
Ama şunu söyleyebiliriz. Belirli bir süredir, 100 yıldır, 200 yıldır insanlar kendini Türk bilmiş ve o yüzden Türklerle evlenmiş, birbiriyle evlenmiş olmalarından dolayı bir benzeşme var. Ve bu tamamen aynı coğrafyada yaşamakla ilgili.”
Türkiye’de acıma, sevap çerçevesinde gönüllü yardıma bağlı yoksulluk çözümleri karşısında daha sistematik bir biçimde yoksullukla mücadele etmek zorunluluktur.