2013 yılından bu şarkı, bizden Zeynep' e gelsin… Utanıyorum halimden…" O sırada yan masadan dayımın sesi duyuldu.
"Bu çocuk utanıyormuş halinden? Saçı başı dağınık ya ondan mı?"
"Kime çektiğin belli oldu," dedi Onur. "Aranızda kan bağı yok ama dayına çekmişsin güzelim."
"Onur.…" dedim alınarak. Tam o an alnımda hissettiğim bir yağmur damlamasıyla kaşlarımı çattım.
"Çok garip…" dedi solist sahneden mikrofona eğilerek. "Yağmur başladı. Tıpkı yıllar önce olduğu gibi… Bu da bizim uğurumuz olsun. İyi dinlemeler…"
"Şimdi Zeynep Hanım' ın, yani gelinimizin en sevdiği şarkıyı söyleyeceğiz…" dedi solist.
"Gerçekten mi?" dedim heyecanla.
"Hangisiydi senin en sevdiğin şarkı?" diye sordu Onur.
"Utanıyorum Halimden…"
" Neden utanıyorsun güzelim? Saçmalama…"
"Hayır, Onur, şarkının adı o, sanki bil—" derken durdum ve sinirle güldüm, "Yine yaptın! Yine aynı şeyi yaptın! Resmen heyecanlı oluşumu kullanıyorsun!" Onur keyifle gülerken solist konuşmaya devam etti…
"Onur…" diye mırıldandım titreyen sesimle. O an gözlerimi kapattım ve ismini onun dudaklarından bu binanın içinde ilk duyduğum ana gittim.
"Susmayacağım! Sen ne tür bir aptalsın!?"
"Aptal… Güzel kelime! Ama arkadaşlarım bana Onur der."
"Memnun oldum. Gerçekten şu an tek ihtiyacım adını öğrenmekti. Neler yapıyorsun, anlatsana. Hobi olarak insanları ölümle mi tehdit edersin?"