Meryem...

Meryem...
Konya
221 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Merhaba, kendim... Ben, şenim. Tanıdın mı? Seninle neler neler yaşadık, hatırlıyor musun? Neler gördük, neler atlattık, kaç yüke direndik. Ne acılar çektik seninle, kaç gece ağladık, kaç kez kendi avuçlarımızı sika sika canımızı acıttık, kaç kez dudağımızı kanattık, kaç kez bağırmak istedik ama sustuk, kaç kez o yorganı başımıza çektik, kaç kez sevdik kaç kez söyleyemedik, kaç kez korktuk, kaç kez kaçtık... Yahu biz seninle ne sözler işittik? Ne bakışlar gördük. Ne çok acır gibi baktılar bize, hatırlıyor musun o bakışları? Yere düştük, dizimiz acıdı diyemedik. Âşık olduk, seviyorum diyemedik. Elimizi uzattık, tutunacak yer bulamadık. Kaç kez ruhum, kaç kez... Biz seninle kaç kez dibi gördük? Belki hâlâ dipteyiz, öyle değil mi?
Reklam
Ege... Elinde siyah bir pasta. Üstünde tek bir mum, üstüne yazılmış 3391 sayıları... Diğer elinde iplerinden tuttuğu üç tane balon... Ne oluyor? “Ege?” dedim şok içinde, “Ne oluyor?” Yüzüme gülümseyerek baktı. “Sana sürpriz doğum günü partisi hazırladım. Sen, ben, bilgisayarlarımız... îyi ki doğdun İzmir.” Kaşlarımı çattım, şok içinde masamda duran takvime baktım. 25 Kasım... “Bugün... benim doğum günüm!” dedim şok içinde. Ege gülerek kaşlarını çattı. “Unutmuş muydun!” O an yaşadığım ani farkındalıkla gözlerimin tekinden akan bir damla yaşla baktım ekrana.
GelmemeyegidenadamB-)
Tanıdık geliyor mu şimdi söyleyeceklerim, iyi dinleyin. Her sabah okula gidiyorsunuz, bir köşede sessizce oturuyorsunuz, birileriyle konuştuğunuzda, güldüğünüzde, eğlendiğinizde bile içinizin bir köşesinde ruhunuz sessizce oturuyor herkesten uzakta. Akşam eve dönüyorsunuz ve yine, bir kez daha gecelerinizi bir köşede öylece otururken geçiriyorsunuz. Geçip gitmesini istemiyorsunuz bugünlerin, çünkü bir köşede oturmaktan başka hiçbir şey gelmiyorsa da elinizden öyle yorgunsunuz ki bugünlerden kurtulmak ve o köşeden sıyrılmak bile istemiyorsunuz. Ama bazen öyle günler oluyor ki ruhunuz içinizdeki o köşeden sıyrılıp çıkmak istiyor. Sabah uyanmak istemiyorsunuz, evden çıkmak istemiyorsunuz, her şeye rağmen evden çıkıyorsunuz, akşam eve dönmek istemiyorsunuz. Sonra öyle bir an geliyor ki dönecek bir eviniz kalmıyor. Ve insan doğası öyle ki, insan her daim eve dönmek istiyor. İnsan bazen evdeyken bile eve dönmek istiyor... İşte bu benim gerçek evimi bulup ruhumu o eve götürme hikâyem.
*İZMİR*
Bu cümleler benim Ege’ye karşı nasıl hissettiğimin özetiydi. Sanki ben gri, sıkıcı bir bariyerdim. O da rengârenk bir deniz. Hayatıma girdiği anda rengime renk katmıştı. Bana sarılmıştı, beni renklendirmişti... Ege benim hayatıma girip beni denizine katmış, hayatımı küçük bir kıyıya çevirmişti...
Ege' nin İncisi
Onun sessizliği, yüz binlerce insanın cümlesinden daha güzeldi.
"İZMİR"