“Ve İzmir’in yanakları kızarır... Ve Ege’nin içi gider.”
“Ahahaha!” Yazdım anında, “Ege’nin içinin gitmediği bir şey var mı?”
“Var. İzmir dışındaki şeyler.” Ben ekrana hayranlıkla bakarken öyle bir cümleyle devam etti ki yutkundum.
“Benim bir tek sana içim gidiyor İzmir.”
Hangi diyarlarda doğduk, hangi diyarlarda öleceğiz bilmem. Son kelimelerimiz ne olur, ilk kelimelerimiz neydi bilemem. Ellerimiz kimin ellerinde şimdi, en son kimin ellerini tutacak tahmin edemem. Güneş bir daha böyle ne zaman doğar, rüzgâr bir daha böyle güzel iter mi bizi artık yürüyelim diye ve hatta yağmur... böyle güzel yağar mı bir daha şimdi çıkıp ıslanmazsak?