Meryem...

Meryem...
Konya
221 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Tanıdık geliyor mu şimdi söyleyeceklerim, iyi dinleyin. Her sabah okula gidiyorsunuz, bir köşede sessizce oturuyorsunuz, birileriyle konuştuğunuzda, güldüğünüzde, eğlendiğinizde bile içinizin bir köşesinde ruhunuz sessizce oturuyor herkesten uzakta. Akşam eve dönüyorsunuz ve yine, bir kez daha gecelerinizi bir köşede öylece otururken geçiriyorsunuz. Geçip gitmesini istemiyorsunuz bugünlerin, çünkü bir köşede oturmaktan başka hiçbir şey gelmiyorsa da elinizden öyle yorgunsunuz ki bugünlerden kurtulmak ve o köşeden sıyrılmak bile istemiyorsunuz. Ama bazen öyle günler oluyor ki ruhunuz içinizdeki o köşeden sıyrılıp çıkmak istiyor. Sabah uyanmak istemiyorsunuz, evden çıkmak istemiyorsunuz, her şeye rağmen evden çıkıyorsunuz, akşam eve dönmek istemiyorsunuz. Sonra öyle bir an geliyor ki dönecek bir eviniz kalmıyor. Ve insan doğası öyle ki, insan her daim eve dönmek istiyor. İnsan bazen evdeyken bile eve dönmek istiyor... İşte bu benim gerçek evimi bulup ruhumu o eve götürme hikâyem.
*İZMİR*
Bu cümleler benim Ege’ye karşı nasıl hissettiğimin özetiydi. Sanki ben gri, sıkıcı bir bariyerdim. O da rengârenk bir deniz. Hayatıma girdiği anda rengime renk katmıştı. Bana sarılmıştı, beni renklendirmişti... Ege benim hayatıma girip beni denizine katmış, hayatımı küçük bir kıyıya çevirmişti...
Ege' nin İncisi
Onun sessizliği, yüz binlerce insanın cümlesinden daha güzeldi.
"İZMİR"
“Sanki ailemin yanındaymışım gibi...” diye fısıldadım kendi kendime. Sanki ailemin yanındaymışım gibiydi...
"İZMİR"
“Her şey güzel olacak İzmir.” diye mırıldandı. Dolan gözlerimle ona baktım. “Söz mü?” Gözlerini yoldan ayırıp bana döndü, gözlerimin içine birkaç saniye baktıktan sonra başını salladı. “Söz. Ege sözü.”
EGE SÖZÜ...