Rabbini tekbir etmek, yalnızca bir söz söylemek değil, O’nun büyüklüğünü hayatın merkezine yerleştirmek, insanı kendi benlik putundan, egosundan, korkularından ve hesaplarından özgürleştirmektir.
Resullulah gündüzleri toplumun içindeydi. Çocuklarla vakit geçirir, hastayı ziyaret eder, yoksulu doyururdu. Ancak geceleri, Rabbiyle baş başa kaldığı o özel zamana çekilirdi. İşte bu zaman dilimi, Onun ruhî inşasının merkezini oluşturuyordu.