Rabbini tekbir etmek, yalnızca bir söz söylemek değil, O’nun büyüklüğünü hayatın merkezine yerleştirmek, insanı kendi benlik putundan, egosundan, korkularından ve hesaplarından özgürleştirmektir.
Resullulah gündüzleri toplumun içindeydi. Çocuklarla vakit geçirir, hastayı ziyaret eder, yoksulu doyururdu. Ancak geceleri, Rabbiyle baş başa kaldığı o özel zamana çekilirdi. İşte bu zaman dilimi, Onun ruhî inşasının merkezini oluşturuyordu.
Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da. Şu an yaşadığım her şey o günlerin aynısı. Evde olmak istemiyorum ama her akşam eve dönüyorum. İşte olmak istemiyorum ama her gün işe gidiyorum. Bir şey beni hep dışarıya çekiyor. Hiçbir yere ait hissedemiyorum kendimi.
Zenginin zengin diye derdi olmaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini?