Zira aşk, hele de benim koşullarımda, bulutlarda uçuracağını sanırken, sadece ayağınızı kaydırmaya yarar. Evvela yüksek bir yere çıkarılır,
sonra birden aşağı bırakılırsınız. Aşk, kazanmayı planladığınız değil, kaybetmeyi göze aldığınız şeylerin toplamıdır.
Zira bazen kalp; minik, çalışkan bir fabrika gibi heves, heyecan ve aşk üretir, biriktirir. Depo dolup taştığında, nakil için başka bir kalp bulmak lüzumu baş gösterir. Kimi kez hiç düşünmeden, mümkün olan, hatta mümkünse mümkün olmayan ilk kalbe aktarır insan biriktirdiğini. Yani belki de
aşk, birine karşı duyulan hisler toplamından ziyade, kendi
başına yetişen, sahibini arayan öksüz duyguların neticesidir.
İnsan bazen kime aşık olacağını seçemez. Kalbin zamanı gelmiştir ve karşısına çıkan ilk ihtimale sarılıverir.
Yıllar sonra ilk defa heyecanlandım. Yıllar sonra ilk defa, gece
uyumadan evvel ve sabah uyandığımda aynı kişiyi düşündüğümü fark edip telaşa kapıldım. Yıllar sonra ilk defa, gece gündüz demeden içimden onunla konuştum, ona sözler hazırladım. Sanki dünyadaki her şeyden emekliye ayrıldım da kendimi tümüyle o ikinci varlığa adadım.