Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beck, hastaların onları depresyona sürükleyen negatif düşüncelerden kaynaklı kısır döngüyü kırmaları için, meseleler hakkında mantık çerçevesinde düşünmelerini sağlayan bir yöntem geliştirdi. Bu süreç, belirli bir duruma dair bakış açısının değiştirilmesini sağladı ve bazı şeylerin tamamen olumsuz veya olumlu olup olmadığının anlaşılmasına yardımcı oldu. Başlarda, Beck’in terapisi yalnızca negatif düşüncelerin bilişsel olarak değerlendirilmesini içeriyordu ve “bilişsel terapi” olarak anıldı. ancak o, bilimsel olarak etkinliği kanıtlannabilen tüm fikirlere açıktı ve davranışçı terapinin bazı yöntemlerine de ilgi duymaya başladı. Bu fikirleri tedavileri ile birleştirerek, günümüzde “bilişsel davranışçı terapi” olarak adlandırılan tedavi yöntemini geliştirdi. Bu yöntem tipik olarak iki aşamayı içerir: öncelikle danışan, duygusal sıkıntılarının kaynağı olan mantıksız ve olumsuz düşüncelerini tanımlar ve farklı bir bakış açısı kazanabilmek adına, bu inanışlarını durumla ilgili tarafsız gerçeklerle kıyaslar. Ardından olumsuz düşünceleri kuvvetlendiren hareketlerden caydırmak adına davranış değiştirme yönteminin bir biçimi kullanılabilir.
Aaron Beck, dönemin psikodinamik terapi yöntemleri sebebiyle hayal kırıklığına uğrayan pek çok psikanalistden biridir; dolayısıyla dikkatini, bilim dışı olarak değerlendirdi bilinçdışı teorilerinden bilişsel süreçlere çevirdi.
Ellis gibi o da duygudurum bozukluklarının negatif düşüncelerden kaynaklandığına inandı ve etkili bir tedavi yönteminin, hastanın mantık dışı düşünme biçiminin farkına varıp anlamasına yardım etmekten geçtiğini ileri sürdü.
Ellis, duygudurum bozukluklarının yalnızca olumsuz bir olaya verilen tepki olmadığına inanıyor; o olayı görme biçimimizin olayla ilgili mantıklı veya mantıksız inançlarımızın bir bütünü olduğunu düşünüyordu. Olumsuz bir şey olduğunda -harekete geçiren olay- otomatik olarak duygusal anlamda olumsuz bir tepki veririz ki bu, olayın olumsuz olduğuna dair inancımızı teyit eder ve böylece olumsuzluk döngüsüne düşebiliriz. Alternatif olarak, olumsuz bir olaya daha az duygusal ve daha mantıklı bir tepki vermeyi seçebiliriz ve bu, olaya dair farklı bir bakış açısı geliştirerek, yıkıcı olumsuz duyguların güçlenmesiden kaçınmamızı mümkün kılar.