"Susmayı başaramayan insan konuşmayı da başaramaz desem benim yumuşadığımı düşünenler olabilir. Halbuki her şey çok basit: Konuşmayı bilmeyenler susmanın arkasına sığınırlar, sonra da erdemli olduklarına inandırmaya çalışırlar herkesi. Ama ben bunlara inanmam."
"Kalınabiliyorsa çocuk kalınmalı ama kalınamıyorsa da dünyanın sonu değil. Bir gün herkes büyür. Büyüdüğü- nün işareti de çocuk seslerine tahammül edememesidir."
Gülmeyi unutmuştu insanlar. Gülmeyi unuttuklarından ağız kenarları aşağı meylediyor, yanakları sarkmaya başlıyordu herkesin. Balık yememiş çocuklar gibi gözlerindeki ışıltı sönmüş, konuşmak ve yemek dışında kullanılmaz olmuştu ağızlar. Kavga etmiyordu insanlar ama mutlu da değildi kimse. Çocuklar, asık suratlı bebekler olarak doğuyor, sonra da yetişkinlerin yüzlerine bakarak aynısını yapıyorlardı. Sessiz sedasız ve herhangi bir tepki vermeden oyun oynuyor, kazanıyor ama gülmüyorlardı.