Naime Erkovan

Naime Erkovan

YazarÇevirmenEditör
7.9/10
205 Kişi
·
437
Okunma
·
17
Beğeni
·
998
Gösterim
Adı:
Naime Erkovan
Tam adı:
Naime Erkovan
Unvan:
Türk Yazar, Editör, Çevirmen
Doğum:
Bayburt
Bayburt Doğumlu. Çocukluğunu geçirdiği Berlin'den 1990 yılında İstanbul'a geldi. Marmara Üniversitesi Alman Filolojisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'nde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Karabatak, Hece, Varlık, Türk Edebiyatı ve Mühür dergilerinde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çeviriler yapmakta. Kafka'dan "Seçme Hikayeler", "Dönüşüm" ve "Küçük Prens" çevirilerinden bazılarıdır.

"Beşinci Düğme" adlı kitabı Arnavutçaya çevrildi.

Eserleri:
Beşinci Düğme (2011,Öykü)
Soğuk Taht (2012, Öykü)
Asılsız Hikayeler (2013,Öykü)
Ay ve Güneş Kumpanyası (2015, Öykü. Eskader 2015 Hikaye Ödülü)
Olay Berlin'de Geçiyor (2017,Öykü. Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Hikaye Ödülü)
Akvaryum Fırtınası (2018, Öykü)
"Öylece ipin üstünde mi duracaksınız?"
"Evet."
"İp üstünde durup da yürümeyene cambaz demek doğru olur mu sizce?"
"Neden olmasın? Yürümek zor değil ki. İpin üstünde durmaktır önemli olan."
Naime Erkovan
Sayfa 90 - Şule Yayınları 3. Baskı
Oysa bir gün değişti herşey. Mecnun isimli bir genç aşık oldu bana. Gözü yanımdaki güzel kızlara kaymamıştı da sadece beni görmüştü.
Naime Erkovan
Sayfa 38 - Şule Yayınları
İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz...
Naime Erkovan
Sayfa 45 - Şule Yayınları
62 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Şiirler insanı bambaşka diyarlara götürebiliyor.

Yazarın bir tarzı, kendi evreni var.

İçinde çok güzel benzetmeler ve ifadelerle karşılaştım ve bazılarını alıntı olarak paylaştım.

Aynı gün bitirdim, kısa bir kitap.

Bazı sembolik şeyler için sayfa altında ufak açıklamalar olsa daha iyi olurdu ve okurun şiiri anlamlandırması kolaylaşırdı.

Tanrı kelimesi yerine bazı yerlerde Allah lafzı kullanılsa daha iyi olurdu... Muhtemelen yazar daha evrensel olmak hasebiyle Tanrı olarak kullanmayı seçmiş.

Ben bir günde okudum lakin, şiir kitaplarını böyle bir oturuşta okumamak lazım. Üzerinde düşünmeli mısraların. Zaman zaman açıp tekrar gözatarım muhtemelen.
102 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Sizleri Tili İle Min’in küçük dünyasına davet ediyorum.

Naime Erkovan (Yazar, editör ve çevirmen) hakkında kısa bir bilgiyle başlamak isterim. Naime Erkovan, öykü konusunda benim örnek almaya çalıştığım, kurgu, sadelik ve etkili anlatım konusunda çok beğendiğim bir yazar. Öykünün çok farklı teknikleriyle ustalıkla denemeler yapabiliyor ve asıl başarılı olduğu alan gerçeküstü öyküleri. Gerçeküstü öyküler anlatırken bunu hiç zorlamadan akıcı ve sade bir dille yapabiliyor.

Naime Erkovan’ın şimdiye kadar yayınlanan 6 kitabını kronolojik olarak okudum. İlk kitabı “Beşinci Düğme”yi çok beğenmiştim. Burada çok beğendiğim bir çok hikaye vardı. Özellikle “Adım Yok” hikâyesi çok iyiydi ve sürekli aklımda dolanmaya devam ediyor. Bundan sonraki kitabı “Soğuk Taht”ta tematik bütünlük içinde bir hikâye sunar okurlarına. Gerçeküstü ve yine duru bir anlatımla mesajlarını verir. Kral her kapıdan döndükçe okuru farklı farklı sorgulamalara götürür. “Asılsız Hikayeler” de ise öykünün bütün tekniklerini bir araya getirerek ustalık ortaya koyar. Kitabın sonunda bu öykülerin hangi tekniklerle yazıldığını anlatarak okura ufuk açıcı bir prospektüs sunar. Ay ve Güneş Kumpanyası ‘yla tekrar gerçeküstüne döner. Ve bir sonraki kitabı Olay Berlin'de Geçiyor la Yazarlar Birliği tarafından 2017 yılında öykü dalında ödüle layık görülür.

Bu kitabında ise yine tematik bir bütünlük içinde Tini ile Min’in küçük dünyasının kapısını bizlere açıyor. Bir çocuğu izlemenin ne kadar öğretici olduğunu kazıyor belleklere. Zamanının çoğunu penceresinden bakarak geçiren Tülin’in (Çocukcası Tin!) hayatına bir çocuğun girmesiyle başlıyor hikâyemiz. Çocuk enerjisi, hayal gücü ve güçlü duruşuyla Tin’i alt üst eder. Çocukluğundan bugüne kadar tüm duruşunu sorgulatır. Min’in yaptığı resimlere bakar. Kocaman ağızlarıyla gülen çocuklar vardır, yaptığı resimlerde. Küçükken hiç gülen çocuk resmi yaptığını bile hatırlamaz. Büyüyünce gülmeyi unuttuğu gibi.

Arzu Kadumi, kitabın adı hakkında yazdığı yorumunda “Akvaryumda kopan fırtınadan habersiz yetişkinler için yazılmıştır belki” diyerek bizleri de bu dünyaya davet eder aslında. Bir çocuğun saf ve basit dünyası bir büyük için bu kadar çok anlam ifade edebilir mi? Edebilir, hatta sarsabilir bile. Belki tüm çocukluğunu ve bugününü baştan yazmaya kalkabilir. Öğreten kim, öğrenen kim belli olmaz!
Çocuk önyargıyı ve tecrübeyi henüz öğrenememiş haliyle bizim öğretmemize muhtaç gibi görünürken, bu hikâye ters bir yöne bakmamızı sağlıyor. Hayır, çocuk o kocaman dünyası ve sınırsız güçleriyle bize öğretebilecek kadar büyüktür aslında. Çünkü biz, yıpranmışlığımızla ve görülmemesi gerekenleri görmüşlüğümüzle, doğallığımızdan uzaklaşmış ve savunmaya geçmişizdir. Artık daha fazla darbe yemeden kendimizi koruma güdüsü bizi çocukluğun o büyülü dünyasından uzaklaştırmıştır. Kurmuş olduğumuz güvenli bölgeden dışarıyı izliyoruz belki de! Olgun bir insan olarak bu savunma çok mantıklı bir duruşu ifade etse bile, uzaktan bakıldığında komik görünüyor olabiliriz!

Bir dönem çok popüler olan bir dizide, bir psikolog gelen her hastası için “Çocukluğuna inmek lazım” derdi. Bu ifade olumlu yönüyle bize çocukluğa gitme farkındalığı kazandırsa da, belki kavramın içini boşaltıp klişe haline getirmesi ile zararı dokunmuştur diye düşünüyorum. Çünkü gerçekten herkesin çocukluğuna inmek gerektiğine bugün daha fazla inanıyorum. Herkesin içinde bir şekilde yaşanamayan, eksik kalan, belki fazla gelen, o saf dünyasına silinemeyecek şekilde kazınan hikâyeler var.

Bu hikâyelere küçük bir çocuğun gözünden tekrar bakabilmeniz için sizi bu akvaryuma davet ediyorum. Küçük bir çocuk burada bir fırtına başlatabilir. Sorgulatan, gülümseten, sizi kendinize getiren bir fırtına. Belki siz de kurmuş olduğunuz dünyanızdan dışarı çıkabilmek için küçük bir öğretmene ihtiyaç duyabilirsiniz.

Kitabın girişindeki Ali Ural’dan yapılan alıntı kitabın özeti gibiydi aslında.
#45253563

Yine Arzu Kadumi’den bir alıntıyla son vermek istiyorum “Bir kitabı okuduğunuzda artık hiç okumamış gibi değilsinizdir.”

Keyifli okumalar diliyorum :)
197 syf.
·2 günde
Yalnızlık için yola çıkan herkesin varacağı yegane durak:Kafka...
40'a yakın kısa hikâyeden oluşan derleme bir Kafka kitabı. Peki nasıl Kafka'nın hikayeleri? Kitabın çevirmeni Naime Erkovan şöyle anlatıyor; "Kafka'nın hikayeleri devasa bir örümcek ağıdır. Düşen, kurtulmak için çırpındıkça daha çok yapışır bu ağa. Tek bir kurtuluş vardır sessizce örümceği beklemek."
Kafka hikayelerindeki gerçeküstülük sadece Dönüşüm de Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesiyle sınırlı değil, bu kitaptaki 2-3 er sayfadan oluşan çoğu hikayesinde de bu gerçeküstülük var, bir ölü konuşabiliyor, hayalet ziyarete gelebiliyor, köprü acı çekebiliyor. Bu yüzden Kafka'nın hikayelerini anlamak çoğu zaman zor, imgeler, altmetin... Ama hikayeyi çözdüğünüzde de aldığınız tat başka.
Daha önce başka yayınlardan Kafka'nın derleme hikayelerini okuduğum için bu kitaptaki hikayelerin neredeyse yarısını 2. Kez okumuş oldum. İlk kez karşılaştığım öykülerinden de hoşuma giden oldu. Bunlardan biri de kitaba ismini veren Akbaba hikayesi, ve sadece 2 sayfa ama ben derin mana, ders çıkardım açıkçası ordan. Bu hikayenin ismini kitaba vermis Şule Yayınları . Kırmızı Kedi Yayınlarının da Akbaba isimli Kafka kitabı var fakat onda 8-10 tane hikaye var gibi, bu kitapla farklı kitap içerik olarak, karıştırılmasın.
Bir de kitabın sonuna Kafka'nın arkadaşına yazdığı bir nevi vasiyeti olan mektuplarını koymuslar, şu eserlerinin imhasıyla ilgili olan.
62 syf.
·2 günde
Merhaba arkadaşlar. Herkese musmutlu günler diliyorum.
Öncelikle bu güzel kitabın kapak tasarımına bayıldığımı söylemeden edemeyeceğim. Ben çok şiir okuyan biri değilimdir ama bu kitabı severek hatta kendimi sorgulayarak her satırda farklı duygular yaşayarak okudum. ⁣Dini esintilerin yer aldığı bu kitap farklı bir tat bıraktı bende.
Kaliteli ve farklı bir yazarın şiirlerini denemek isterseniz kesinlikle tavsiyemdir. ⁣

•⁣
~Hep İstedi İnsan~⁣

O kadar küçük ki saklambaç bile oynanmıyor⁣
Keşke biraz daha büyük olsaydı dünya⁣
Altı günde inşa edilen evimizde ⁣
Bir duvarımız yıkılıyor her gün ⁣
Duvarların altında saklanıp yaşadık ⁣
Altı kişi ⁣
Çocukları saymazsak altı ⁣
Kadınları saymazsak altı ⁣
Kendimizi saymadan yine altı kişi ⁣
•⁣
Utancımızdan kanatlarımız yansa da⁣
Yine de bir yanımız hep kelebek kalsın.⁣
173 syf.
Ben Bir Sisim, ilk bölümde Halil Cibran’ın doğumundan ölümüne kadar olan süreci, belirli kesitler dâhilinde Cibran’ı Cibran yapan hususiyetleri ön plana çıkartmak suretiyle anlatıyor. Bir taraftan Cibran’ın hayatını okurken diğer bir taraftan da hayatın zorluklarına maruz kalan bir insanın bu engebeler vesilesiyle nasıl tedricen gelişip dönüştüğünü dolayısıyla şer içine gizlenen hayrı görme imkânınız oluyor. İkinci bölümde ise; Cibran’ın daha önce okumuş olduğum tek kitabı olan Ermiş’ten tanışık olduğum cümlelerin de yer aldığı, var oluş, ruh, infak, özgürlük, adalet, acı, haz, kıskançlık, sevgi, aşk, anne, dost, hayat, ölüm, yol/yolcu, hakikat, şiir, müzik gibi temalar üzerine aforizmaları yer alıyor. Güzel bir kitap.
62 syf.
·1 günde·Puan vermedi
“Uyurken de geçmiyor zaman
şeytan selam veriyor
hatırlanmayan rüyalardan...”

Sayfa sayısı:
Yazar: 61

Se-lam :))) Bugün size kapak tasarımına bayıldığım, içerisinde farklı duygulara değinen bir şiir kitabı ile geldim. Normalde de şiir okumayı severim ama seçiciyimdir şiir konusunda. O yüzden korkarak yaklaşıyorum şiir kitaplarına. Bu kitaptaki şiirler tek bir duyguya hitap etmiyordu o yüzden bana ilginç geldi. Okurken ölümü, yaşamı, farkı konuları sorgulatıyordu kitap. Şiir severlere tavsiye ederim.

“Kimse sevmez kopan şaç telini
kıl olur adı
boncuk derler sonra kirlenmiş inciye
ve değirmenin tozuna sis
kopyasını çıkarırlar gökyüzünün kuşlar olmayınca...”

“Teşekkürler şeytan,
bilmiyorsun beni kime yönlendirdiğini..”
62 syf.
Şiir okumayı ve dinlemeyi çok severim. Fakat bu şiir kitabı pek bana hitap etmedi.
Kitabı hediye olarak gönderdiği için yazara teşekkür ederim. Emeğine sağlık..
Keyifli okumalar :)
62 syf.
·2 günde·3/10
Bülent Özdemir'in şiirlerinin içerisinde biraz fazlaca dini terimler geçiyor (mezar, tanrı gibi) Çok bana hitap etmeyen bir şiir kitabıydı. Bana hitap etmeyişinin nedeni sanırsam eski şiirlere olan zaafım.
62 syf.
·8/10
Şiir benim en sevdiğim yolu şiirden geçen dostlarla buluşmak çok güzeldi


..... HEP İSTEDİ İNSAN
O kadar küçük ki saklambaç bile oynanmıyor
Keşke biraz daha büyük olsaydı dünya
Altı günde inşa edilen evimizde
Bir duvarımız yıkılıyor her gün
Duvarların altında saklanıp yaşadık
Altı kişi
Çocukları saymazsak altı
Kadınları saymazsak altı
Kendimizi saymadan yine altı kişi....
....
.....

Yazarın biyografisi

Adı:
Naime Erkovan
Tam adı:
Naime Erkovan
Unvan:
Türk Yazar, Editör, Çevirmen
Doğum:
Bayburt
Bayburt Doğumlu. Çocukluğunu geçirdiği Berlin'den 1990 yılında İstanbul'a geldi. Marmara Üniversitesi Alman Filolojisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'nde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Karabatak, Hece, Varlık, Türk Edebiyatı ve Mühür dergilerinde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çeviriler yapmakta. Kafka'dan "Seçme Hikayeler", "Dönüşüm" ve "Küçük Prens" çevirilerinden bazılarıdır.

"Beşinci Düğme" adlı kitabı Arnavutçaya çevrildi.

Eserleri:
Beşinci Düğme (2011,Öykü)
Soğuk Taht (2012, Öykü)
Asılsız Hikayeler (2013,Öykü)
Ay ve Güneş Kumpanyası (2015, Öykü. Eskader 2015 Hikaye Ödülü)
Olay Berlin'de Geçiyor (2017,Öykü. Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Hikaye Ödülü)
Akvaryum Fırtınası (2018, Öykü)

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 437 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 227 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.