Adı:
Akbaba
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980156
Orijinal adı:
Der Geier
Çeviri:
Esen Tezel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
“Kafka’nın en tartışılamaz erdemi, dayanılmaz durumlar yaratmasıdır. Ebediyen yaşayan yapıtlar yaratmak için birkaç satır yazmak onun için yeterlidir. Örneğin, ‘Hayvan, sahibinin elinden kırbacı çekip alır ve kendisi sahibe dönüşmek için kendini cezalandırır ve bunun kırbaçta oluşan yeni bir düğümün yarattığı bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını anlayamaz.’ Ya da, ‘Tapınağı leoparlar istila eder ve kadehlerden şarap içerler; bu birçok kez tekrarlanır, sonunda ne olacağı önceden bilinir ve tapınaktaki ayinin bir parçası haline gelir.’ Kafka’da esas olan öykünün gelişimi ya da psikolojik etki değil konunun kendisi ve ortamdır. Bu nedenle öyküleri romanlarından önceliklidir; bu nedenle de bu öykü seçkisinin eşsiz yazarın değerini tam olarak ortaya koyduğunu iddia etme hakkı doğar.”

Jorge Luis Borges
Çok sevdiğim Franz ağabeyim neler neler yazmamıştır ki? Hayvanlarla ilgili öykülerinde de türlü metaforlar kullanmış, fabl dünyasına katkıda bulunmuş, örtülü anlatımda zirvelere doğru yol almıştır. Bu kitapta ve başka pek çok farklı kitapta yayınlanmış diğer öykülerinde hayvanlara çok yer vermiştir.
Meraklısı veya yazarla yeni tanışacak olanlar için pek çok yeni bakış açısı kazandıracaktır okumak.

İncelemeye farklı bir boyut kazandırmaya çalışayım. Kafka aforizmalarından birini hatırlatayım. Kafka eğer bir karga olsaydı veya bir karga eğer Kafka olsaydı diye yola çıkarak bir şeyler yazmayı denedim. Ya da sıradan bir karga işte karga gibi karga veya sıradışı bir karga. Şener Şen- Münir Özkul repliğine benzeyen şekilde "Atma Ziya" denilebilir :) Karga kadar karga işte :)

" Kargalar,tek bir karganın gökleri yok edebileceğini iddia ediyor. Buna hiç kuşku yok ama bu yine de göklere ilişkin hiçbir şey ifade etmez, çünkü gökyüzü kargaların yokluğu demektir." Aforizmalar/32


KARGA İLE RÖPORTAJ

-Merhaba Bay Karga.

-Merhaba.

-Öncelikle konuşmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bu benim ilk röportajım olacak, meslekte yeniyim de.

-Hayırlı olsun. Fakat bir karganın dilinden anladığınıza inanır mı insanlar ?

-Benim gibiler inanacaktır. Onlar için yapıyorum zaten, diğerleri umrumda değil.

-Buna sevindim, inançlı ve kararlı insanları severim.

-İsterseniz başlayalım. Öncelikle şunu sormak istiyorum.Hep merak etmişimdir. Simsiyahsınız, bu kadar renkli bir dünyada siyah olmak nasıl bir hissiyata sebep oluyor?Mutlu musunuz?

-Hahaha. Hiç güleceğim yoktu. Mutlu olmasam ne çıkar yani? Sizden rica etsem mesela kırmızıya boyarsınız herhalde beni.Mutlu mu olurum yani böylece ?

-Olmazsınız sanırım. Haklısınız bu sizin kimliğiniz. Acemilik işte afedersiniz.

-Yok estağfurullah. Merak etmeniz gayet doğal. Mutlu musunuz demiştiniz. Galiba sadece mutluluğun tarifini arıyorum ama henüz bulamadım. Fazla bir ömrüm de kalmadı.

-Peki umudunuz var mı?

-Var ama beklentim yok.

-Beklentisiz bir umut mümkün mü?

-Bence mümkün. Hatta bu benim yaşam biçimim diyebilirim.

-İzninizle biraz özel bir soru sormak istiyorum. Sizi eşinizle beraber olurken göremiyoruz,nedir sebebi?

-Edep.

-Ne yani diğer hayvanlar edepsiz mi?

-Öyle bir şey demedim, herkes kendi hayatını yaşar.

-Peki edep neden bu kadar önemli sizin için? Nihayet bir kargasınız.

-Evet kargayım. Zaten bu yüzden önemli. Karanlık dünyamdaki tek ışığım edep.

-Bay karga, cevaplarınız beni çaresiz bırakıyor.Sanırım devam edemeyeceğim.

-Sizi zorladıysam özür dilerim.Aziz kardeşim cesaretinizi kaybetmeyiniz. Her şeyin başı cesarettir. Sonu ne olursa olsun. Lütfen devam edelim.

-Yüreklendirdiğiniz için teşekkür ederim. İnanın buna çok ihtiyacım var.

-Biliyorum, zaten bu nedenle konuşmayı kabul ettim. Ben susmayı severim aslında. Sesimi de pek sevmezler. Sadece senin gibi temiz kalpliler beğenir sesimi, hatta çok melodik bulurlar.

-Gerçekten de çok hoş bir sesiniz var. Samimi söylüyorum, kulağa hoş geliyor. Ayrıca her sözünüzde bir anlam var.

-Teşekkür ederim mahçup ettiniz. İltifat etmeseniz daha memnun olurum. Ben böyleyim işte, dedim ya hiçbir beklentim yok.

-O zaman ölüm sizin için bir kurtuluş mu olur?

-Ben ölümü düşündüğüm zamanlarda yaşadığımı hissediyorum. Ölüm , hakikate açılan bir kapıdır.

-Sesiniz kısılır gibi oldu. İyi misiniz?

-Biraz hastayım. Şimdilik iyi sayılırım. Belki de bu hastalık beni öldürür belli mi olur?

-Geçmiş olsun. Lütfen iyi şeyler düşünün.

-Ben hiç umutsuz olmadım ki. İyi şeyler düşünmek. Düşünmeyi düşünmek bile güzel..

-İsterseniz başka bir gün devam edelim, siz dinlenin. Sanırım yordum sizi.

-Sizinle ilgisi yok. Kafam öyle karışık ki, çoğu zaman toparlayamıyorum. Galiba deliyim ben.

-Keşke hepimiz sizin gibi olabilsek. Çok teşekkür ederim benimle konuştuğunuz için.

-Asıl ben teşekkür ederim kardeşim. Derdime ortak oldunuz. Fakat siz benim sözlerime aldırmayın pek, kendi yolunuzu çizmeye bakın.
Kitapta on bir adet hikaye mevcut. Beğendiğim hikayeleri özetleyecek olursam; İlk hikaye "Akbaba" çok kısa ama gerçeküstü edebiyat açısından oldukça önemli bir yapıttı. İkinci hikaye "Bir Açlık Sanatçısı" oldukça vurucu etkileri olan bir öyküydü. Hayatını aç kalarak kazanan bir sanatçının hikayesini anlatıyor Kafka. "Bir Melez" de yine fantastik edebiyat ile aynı anda Kedi ve Kuzu olan bir hayvanın hikayesi var. "Çakallar ve Araplar" adlı hikaye yine fantastik etkileri olan bir hikaye. Çakallarla konuşan çöldeki bir adamın hikayesini konu alıyor. "Akademiye bir Rapor" yine fantastikti bana göre. Konuşan bir maymun vardı karşımızda. Genel olarak bazı yerlerde anlamakta zorlansam da öykülerinin mekan ve konu açısından romanlarına göre daha etkili olduğunu söylemek istiyorum. Bu herkes için değişebilir ama bir Kafka severseniz bu kitabı da okuyun derim :)
Eğer bir ölü konuşuyor, bir hayalet ziyarete geliyor, bir köprü acı çekiyor ve bunların hepsi sıradan şeylermiş gibi gösteriliyorsa o zaman Kafka anlatıyor demektir.
Kafka, öykülerinde düşüncelerini sıradışı ve gerçeküstü olayların arkasına saklıyor ve bu olayları da sanki olağan şeylermiş gibi anlatıyor. Aslında bu yazarı tanıyanların aşina olduğu bir durum. Kitaptaki öykülerin bazıları diğerlerine nazaran daha sade. Bazı öyküleri ise üstüne düşünmeyi ve yorumlamayı gerektiriyor. Başka okurlarla hakkında konuşmaya değerlendirme yapmaya müsait bir kitap. Kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şeylerden biri ise On Bir Oğul adlı öykü oldu. Bir babanın on bir oğlunu kişilik özellikleri ve görünüşleriyle anlattığı ve değerlendirdiği öyküde Kafka sanki oğullardan birini kendisinden yola çıkarak anlatmış :) Kısaca Kafka okumayı sevenler için tavsiye edebileceğim bir kitap.
Franz Kafka roman ve öykülerini yok etmesi için Max Brod'u görevlendirdi. Çünkü ona güveniyordu. Peki gerçekten yapıtlarının yok olmasını istedi mi ? Yoksa sadece bu sorumluluktan mı kurtulmaktı amacı. Brod tabii ki Kafka'nın isteğini gerçekleştirmedi ve bizde bu sayede Kafka okuma zevkine eriştik. Hem zaten ciddi manada yok olmasını istese Franz Kafka sanırım bu işi kendi gerçekleştirirdi.
Kitabımız ön söz dahil 12 hikayeden oluşmaktadır. Her hikayenin kendince verdiği bir mesaj bulunur. Kitaba ismini de veren Akbaba hikayesi kısa ve etkileyici küçük bir öyküdür aslında. Ama bize az sözle çok şey ifade edilebileceğini gösterir.
Öyküler arasında en çok beğendiğim Bir Açlık Sanatçısı oldu. Hüzünlü sonu, hikaye bittiğinde düşündürücü bir etki bırakıyor diyebilirim.
Keyifli okumalar.
Kısacık bir öykü seçkisi denilebilir bu kitap için... Kafkanin tüm öykülerini okumuş biri olarak, ilginç ve ilgi çekici gelmistir bana. Akbaba ile olan diyaloğu zaten tam bir kafkaesk kültürü izleri taşıyor. Akbabanin zalimligini kızıyorsun öykü boyunca... Ancak Akbabanin bundan hic haberi olmuyor, öyle bir ortam oluşuyor kitap bitince. :)
Dost Kitabevi Yayınları'nın Babil Kitaplığı dizisinden çıkan Akbaba'yı okudum. Kitabın içerisinde toplam 11 tane hikaye bulunuyor. En beğendiğim hikayeler kitaba da ismini veren "Akbaba" ve "Bir Açlık Şampiyonu" oldu. Çeviriyi Kafka kitaplarının tanıdık ismi Kamuran Şipal yapmış. Borges'in Kafka için yazdığı önsöz kısmını, kitaptaki hikayelerden daha çok sevdim. Genel olarak güzel bir kitap, ama kanımca Kafka'nın romanları daha başarılı.
Gayet etkileyici bir kitaptı. Özellikle " Bir Açlık Şampiyonu " adlı bölüm. Gayet akıcı bir şekilde ilerliyor.
Düşünsenize haftalarca, aylarca açsınız ve en sonunda hiçbir şey yiyemeyecek duruma geliyorsunuz.
Jorge Luis Borges,Akbaba’nın önsözünde Kafka için şunu söylüyor:
‘İki düşünce,daha doğrusu,iki saplantı Franz Kafka’nın yapıtlarına yön verir.Birincisi itaat,ikincisi ise sonsuzluktur’
Akbaba,11 öyküden oluşan bir seçki.Her öykü kısa olmasına karşın yoğun.Birbiri ile bağlantılı öyküler (Akbaba ile Prometheus,Çin Seddi Yapılırken ile Şehrin Amblemi’nde görüleceği üzere) de okumayı zevkli kılıyor.
Klasik bir Kafka lezzeti.Canını kurtarmak için ayaklarını akbabaya teslim etmesi ve bu esnada arkadaşıyla konuştukları tam da Kafkavari.Süper(kitabın geneli anlamında).
Franz Kafka’nın 11 adet öyküden oluşan kitabında da en çok 11 oğul’u beğendim, Her bir oğluna ait özellikleri ayrı ayrı tanımlaması muazzamdı.Zevkle okunulacak bir kitap
Sadece Şehir Arması (Das Stadtwappen) hikayesi hoşuma gitti. Kafka diye her yazdığını beğenmek zorunda değilim ne de olsa.

"Babil Kulesi’nin yapımından önce bütün işler oldukça düzenli yürüyordu, hatta belki gereğinden fazla mükemmeldi; kılavuzlar, çevirmenler, işçi barınakları ve çevre yolları üzerinde gereğinden fazla durulmuştu, sanki yüzyıllar boyu sürecek bir iş vardı ortada. Hatta o zamanki hakim bir görüşe göre, bu işte ne denli ağır davranılsa gene azdı; ama bu görüşü de fazla abartmamak gerekiyordu, yoksa kulenin temelini atmaktan bile çekinilebilirdi. Yani şöyle bir gerekçeden yola çıkılıyordu: Önemli olan, gökyüzüne kadar uzanacak bir kuleyi yapma düşüncesidir.
Bu düşünce yanında üst tarafı ikinci planda kalır."

Bazı şeyleri düşünebilmek, uygulamaktan daha zor ve cesaret gerektirebilir.
"Ve işte o zaman öğrenmeye başladım! Oh, insan zora gelince öğreniyor, bir çıkış yoluna kavuşmak istedi mi öğreniyor, hiçbir şeye aldırış etmeden öğreniyor! Kamçıyla denetliyor kendini, öz varlığında en ufak bir direnişle karşılaşmaya görsün, etini kıymık kıymık ediyor."
Böyle önüne gelen senin muhabbetine girebiliyor ya, onların hepsinden nefret ediyorum.
Ve öğrendim beyler. Ah, mecbursanız öğreniyorsunuz, bir çıkış istiyorsanız öğreniyorsunuz; paldır küldür öğreniyorsunuz. Kendini bir kırbaçla kontrol ediyor, en küçük bir dirençle karşılaşınca yine kendini parçalıyorsun.
Franz Kafka
Sayfa 72 - Kırmızı Kedi
.. gerçek söz konusu olduğunda her yüce ruhlu kişi en kibar davranışları bir kenara bırakır.
Yine de yeryüzündeki herkesin topuğu kaşınır; küçük şempanzenin de, büyük Aşil'in de.
Franz Kafka
Sayfa 62 - Kırmızı Kedi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Akbaba
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980156
Orijinal adı:
Der Geier
Çeviri:
Esen Tezel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
“Kafka’nın en tartışılamaz erdemi, dayanılmaz durumlar yaratmasıdır. Ebediyen yaşayan yapıtlar yaratmak için birkaç satır yazmak onun için yeterlidir. Örneğin, ‘Hayvan, sahibinin elinden kırbacı çekip alır ve kendisi sahibe dönüşmek için kendini cezalandırır ve bunun kırbaçta oluşan yeni bir düğümün yarattığı bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını anlayamaz.’ Ya da, ‘Tapınağı leoparlar istila eder ve kadehlerden şarap içerler; bu birçok kez tekrarlanır, sonunda ne olacağı önceden bilinir ve tapınaktaki ayinin bir parçası haline gelir.’ Kafka’da esas olan öykünün gelişimi ya da psikolojik etki değil konunun kendisi ve ortamdır. Bu nedenle öyküleri romanlarından önceliklidir; bu nedenle de bu öykü seçkisinin eşsiz yazarın değerini tam olarak ortaya koyduğunu iddia etme hakkı doğar.”

Jorge Luis Borges

Kitabı okuyanlar 106 okur

  • sasha
  • Beyzanur Baş
  • Arzu Aslantaş
  • Rasttgo
  • Gunes Keskin
  • ludmilla.92
  • Gamze Aşık
  • SihirliFlut
  • Selçuk şenbülbül
  • Semra Alagöz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%38
35-44 Yaş
%30
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50
Erkek
%50

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.3 (12)
9
%9.8 (4)
8
%19.5 (8)
7
%22 (9)
6
%4.9 (2)
5
%0
4
%9.8 (4)
3
%4.9 (2)
2
%0
1
%0