Kitabı henüz bitirmedim ama kitap hakkında birkaç sözüm olacak. Kitap watpad kurgularına benziyor üzgünüm. Tam halka hitap eden herkesin anlayabileceği türde bir kitap. Kolay okunur ve anlaşılır. Öncelikle her Nobel ödülü alan yazar için çok çok iyi bir yazar diyemeyiz. Bir Tapınar kurgusu ya da Peyami Safa kalitesinde asla değil. Peyami Safa, Türk edebiyatında ilk kez yansıtıcı merkezi denemişti MNK romanında. Müthiştir. Yazar ve kahraman anlatıcıyı ayırıp bizi olayın içinde gibi gösterme sanatını kullanarak izlemişti. Halbuki burada sürekli bir anlatım var aşırı yorucu ve sıkıcı geleneksel yöntem. En önemlisi de herkes tarafından rahatça okunan basit kitabın bu denli ahlaki çürütecek cümlelerin barındırması. Kadını bir obje gibi görme. Herkesle beraber olmayı batılıymış gibi görme düşüncesizliği içeriyor. Üzgünüm batılılaşma ahlaksızlıksa ben istemiyorum. Batının bilimini ilmini övün. Ki kaldı ki Pamuk'un Kırmızı Saçlı Kadın kitabı da çok düz bir anlatımda sanki İnternetten bilgi toplanmış (oedipus) sonra masalsı hale getirilip kurgulanmış basit kısacası.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,2bin okunma
Çok kıymetli hocamın hikaye kitabı... Bu kadar akıcı, duru, zarif kendine has özgün bir üslup hiç sıkılmadan okuyacaksınız. Hikâyelerde kendinize ait şeyler, dile ait bilgiler bulacaksınız.
Okuduğum en ilginç kitap diyebilirim. Kitabın konusu güzel ama bazı yerler gereksiz uzatılmış
Cem hep babası ve ustası arasında karşılaştırma yapar. Babası ona babalık etmemiştir. Bırakıp
Kitap başta sayfası çok olduğu için biraz korkutucu gibi gelebilir ama kitabı gerçekten isteyerek okuduğunuzda ne kadar güzel olduğunu fark edeceksiniz diğer insanların dediklerine kulak asmayın kitabı yarım bıraktım anlaşılmıyor diyenler kitabı okumak isteyip de okuyamayan insanlardır O yüzden sizin de okumanızı istemiyorlar
Başta başkahraman Turgut Özben gibi gözükse de asıl kahraman Selim Işıktır. Oğuz Atay'a Bu kitabı yazmasını söyleyen Turgut Özben'dir trende karşılaşır ve mektup verir Atay'a. Romanı eğer yayımlatacaksa yazılı isimlerden izin almasını ister
Kitap aslında bu hayatta insanlar arasında olup da yalnız hisseden, anlaşılamayan bu hayattan zevk alamayan hayata tutunamayanları anlatmıştır
Burası biraz Spoiler içerir
Selim Işık insanlar tarafından hiç anlaşılmamıştır. Kendini hiç bu dünyaya ait hissetmez arkadaşları onunla alay eder akrabaları onu anormal bulur doktora gittiğinde doktor bile hastalığını önemsemez
kendini hep yalnız hisseder sınıfın en çalışkanı olduğu halde arkadaşları tarafından en aptal, kabul edilir. Kendini bir yere hiç ait hissetmez kapıdan çıktığında hemen unutulduğunu düşünür. Kendini hiç değerli hissetmez insanların ona değer vermediğini değersiz görür kendini. İnsanların onu anlamadığını düşünür. Kendini hep yalnız hisseder ve sürekli aklında ölüm vardır ve ölmek ister hep. En sonunda dayanamaz ve intihar eder. Turgut Özben de Selim hakkında bilgi topladığında kendini aynı Selim gibi görür ve o da Tutunamayanlar arasındadır O da trene atlayıp izini kaybeder
Ne kadar güzel bir kitap Ala'nın yaşadıkları...hiç bir küçük kız onun yaşadıklarından dahasını yaşamamıştır herhalde. Külkedisinin onca yaşananlara rağmen bir kuğuya prensese dönüşmesinin hikayesi.Gülseren Budayucıoğlu o kadar güzel anlatmış ki sanki onunla sohbet ediyor gibi okudum insanın hasta olup kliniğine gidesi geliyor böyle güzel psikologların olması mükemmel sizden daha iyisi yoktur herhalde o kadar sabırla konuşmasını bekledi Ala'nın ve sonunda Ala konuşmaya başladı sonrası muhteşem bir dönüşüm