Tikrit şehrinin yakınında, Abbasilerin başkentinin kuzeyinde binlerce kişilik bir ordunun başında karşılar. Zengi'nin askerleri kılıçtan geçirilir ve bizzat atabey tam düşmanın eline düşecekken, son anda duruma müdahale eden bir adam onun hayatını kurtarır. O sırada adı sanı bilinmeyen Tikrit valisidir bu müdahaleyi yapan. Eyyub adındaki bu genç Kürt zabit, halifeye düşmanını teslim edip onun ihsanlarını kazanacağına, atabeyin nehri geçip peşindekilerden kurtulmasına ve derhal Musul'a dönmesine yardım eder. Zengi bu kahramanca davranışı asla unutmayacaktır. Hem ona hem de ailesine karşı hiç sarsılmayan ve yıllar sonra Eyyub'un oğlu Yusuf'un da kariyerini belirleyecek bir dostluk besleyecektir. Genç Yusuf tarihte Selahaddin Eyyubi adıyla tanınır.
Nehrü'l-Kelb en erken antikçağdan beri fatihlerin baş belasıdır. İçlerinden biri buradan geçmeyi başarınca bundan öyle gurur duyar ki, bu kahramanlığının öyküsünü yarlara oydurur.
Tarihi romanın kurgusu çok iyi ve anlatımı akıcıydı. Oldukça sürükleyiciydi merak edip bir an önce okuyup bitirmek istediğim etkisinden çıkmanın zaman aldığı gerçekle kurgunun iç içe olduğu bir eser.
Roman Selçuklu döneminde, İran’da İsmaili tarikatının lideri Hassan Sabbah'ın kurduğu sahte cenneti ve onun fedailerini anlatıyor. Amacı bir grup insanı intihar suikastçısına dönüştürerek bölgede hakimiyet kurmak.
Düşmanlarına dehşet saçmak için başvurduğu en gözde silahı da cinayet.
Sorgulamanın önemini, bağnaz bir kafa yapısının, tek taraflı düşünmenin, bir kişiye kayıtsız şartsız bağlılıkla o ne derse kabul etmenin insana verdiği zararları anlatıyor.
"Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar."
"Eğer kitleleri anlayamadıkları ve hiçbir zaman da anlamayı başaramayacakları hedeflere ulaştırmak için oyunlar oynayıp, kandırmacalar sergilemek kaçınılmazsa mükemmel bir teşkilat kurmak için bu imkandan faydalanmanın nesi yanlıştır? "
"Oku, dünyayı tanı. Hiçbir şeyden korkma. Her türlü önyargıdan uzak dur. Hiçbir şeyi aşırı yüceltme gözünde. Hor da görme. Her şeyi araştır. Cesur ol."