Ancak inanç ne zaman babadan oğula geçmeye başlarsa, aktif olarak değil de pasif olarak kabul edilirse; insanlar o inancı neden kabul ettiğini aktif bir şekilde sorgulamazsa işte o zaman inancın içi boşalmaya başlar ve sonunda insanoğlunun vicdanında bir mesele olmaktan çıkar.
Bir düşünceyi eyleme geçirmek için düşüncenin doğru olduğunu kabul etmemizi meşru kılan esas şey, başka insanların düşüncemize karşı çıkma ve düşüncemizi çürütme özgürlükleridir.
İsterse dünya güllük, gülistanlık olsun; ben başımı yastığa koyduğum zaman, derinlerde vıcık vıcık kaynaşan, solucanlar gibi kıvranan yer altı insanlığından çığlıklar duyuyorum.