Koştuğun sürece varmak istediğin yere zamanında varamazsın.
Hız, insanı geciktirir.
Telaş,olacak olanı da oldurmaz.
Bütün mesele yavaşlayabilmekte...
Ancak yavaşladığın an her şey için yeterli zamanı bulabilirsin.
Unutma ki aceleyle koşarsan düşersin, yürürsen varırsın.
"Ama sorarım sana; yalnız değil de yapayalnız olduğunu hissettiğin zamanlarda yaşadın mı hiç?
Çevrende kimse yokken yalnızsındır.
Yaşamın ıssızlığinda kimsesiz kalmaksa bambaşka bir duygu.. Yapayalnızlık budur işte!
O zaman sığınacak bir yer ararsın kendine. İyi yada kötü düşünme lüksüne sahip değilsindir . Uzun vaadeli olmayacağını bilsen de , anlık sevinçler yeter sana ..
Uzanan el ,gerçekte bir canavarın pençesidir , bilirsin. Ancak , onu tutmaktan , ona tutunmaktan başka yolun yoktur .
Dostun kötüsü olmaz felsefesine sığınarak, bile bile aldatırsın kendini."
Evet,insanın kafasına kimi zaman öyle çılgınca, öyle akıl almaz düşünceler saplanır ki , bu düşüncelerin gerçekleşeceğine gercekten inanmaya başlar...Dahasi var : Eğer bu düşünce çok güçlü ve tutkulu bir isteğe dayanıyorsa, çoğu zaman yazgının hazirladığı,kader gibi , gerçekleşmemesi olanaksız,kaçınılmaz bir şey gibi görünür!
Belki de bu önsezilerin bir birleşimi, istencin olağanüstü bir çabası, imgelem kudretinin doğurduğu bir tür zehirlenme yada buna benzer bir şeydir...