"Küreselleşme" adı altında tek taraflı sömürüye dayalı ekonomik modelle güçlenen çokuluslu şirketler, kendi ülkelerinin refahlarını artırırken, sömürdükleri ülkelerin insanlarını adeta köleleştirdiler. Kara para ve sömürgeciliğe dayalı gayrimeşru yöntemle büyüyen bu küresel şirketler imparatorluğu, doğal olarak sahiplerini küresel zenginlik piramidinin en tepesine yerleştirdiler. Gittikçe güçlenen ve ülkelerin sınırlarını zorlayan bu dev tekelci tröstler; faaliyette bulundukları ülkelerin milli çıkarlarını hiçe saymış, kültürel değerlerini yozlaştırmış ve hükümetler üstü diktatoryal bir yapı haline gelmişlerdir.