Mert

Mert
@Mert1235
Yazar, Okur, Şiir sever
senden hâlâ bir haber yok
Bir nesnenin neresinde akşam olur Sivri bacaklı delikanlılar gülüşerek bara inerler Yazın bittiği rivayet edilir kasabada Yani artık tamamen bitmiştir yaz Tüketilmiştir ya da yok sayılmıştır Çığlık çığlığa koşarak bir iki at yürür denize Rakının yayları kopar bir iki adam ağlar Bir iki kadın güzel kokular içinde geçer uzaydan Senden hâlâ haber yoktur Bir nesnenin neresinde akşam olur. Sessizlik ne berbat bir yolculuktur. Yağmur, kopan bir inci kolye gibi yağar Sivri bıçaklı delikanlılar dövüşerek bardan çıkarlar Kışın başladığı rivayet edilir kasabada Yani artık tamamen her şeyi kaplamıştır kış Önemsenmiş ya da kabul görmüştür. Çığlık çığlığa koşarak bir iki hatıra yürür akıllara Rakının kadehi kırılır bir iki kadın ağlar Bir iki adamın tenha cenazesi geçer uzaktan Senden hâlâ bir haber yoktur Sessizlik çok berbat bir yolculuktur. İnsan üzülmeye görsün hayat hep tutuktur Kar, ölümün üstünü bembeyaz bir örtüyle kapar Sivri bacaklı delikanlılar birbirine dargın ayrılmışlardır buralardan Mevsimlerin aşka göre değiştiği rivayet edilir kasabada Yani artık tamamen sevdayı ele geçirmiştir mevsimler Özlemek, unutulmak ile hatırlanılmak arasında bir ara istasyondur Çığlık çığlığa koşarak bir iki teselli yürür ömürlere
Şiir
Reklam
Anlamak, çıldırmak belirtisiyse böylesi başıboş ayrılıklarda Vahşi kir sesleri duyuyorsan sana gelen tehlikeli bir ilim vardır Yalansa, hataysa, iftiraysa eğer sence varlığına bu yaşatılanlar Unutma ki yine de.. sende tanımlanacak, seyircisiz bir film vardır. Küçük İskender
Şiir
Korkulu Ustalık
Kötü eğitim, kötü gelenek yıkıyor dünyamızı. Bize seçilenlerdir okuduğumuz, davrandığımız, yaptığımız. Budala bir bilinç yönetiyor sanki insanlığı, evreni. Asıl olan mutsuzluktur. Turgut Uyar
Şiir
giyotinsiz karanfillere ağıt
kendimden biliyorum sizi de ağlatırlar bir gün nasibi acılardan alırsınız sizi de öksüz bırakırlar bu kentte bu kentte boynu bükük kalırsınız kendimden biliyorum hangi çiçeğe uzansanız karanfil takılır elinize güneşi eksik olmayan bir yürekle ölü sokaklardan geçersiniz dar ve uzun ister istemez yalnızlık girer kolunuza acıları bir kenara itmek isterseniz kendimden biliyorum zamanı kurşun gibi eritmek istersiniz kendimden biliyorum siz de alışırsınız zamanla alıştım karlı gecelerin yağlı karanlığına sattım kırmızı kazağımı ve akik yüzüğümü kırmızı kazağa ellibeş lira verdiler akik yüzüğe yüzotuzbeş cebimdeki yirmi lirayla ikiyüzon etti alıştım yağlı karanlığına karlı gecelerin giyotinsiz karanfillere ağıt tuttum önce aklımdaydı suyu ekmeği umudu sonra unuttum Hüseyin Avni Dede
Sayfa 58 - Yeraltı yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Yaşayan Değerimiz
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2020 00:00
Hüseyin Avni Dede, 1954 İstanbul doğumludur. Sanki, otuz yıldır hep 60 yaşın üstünde gösterir. İstiklâl Caddesi'nin ve Beyazıt'ın en çok bilinen sûretlerindendir. Bir kez imam nikâhıyla bir evlilik yapar. Evliliklerinden çocukları olmaz. Ancak eşinin eski evliliğinden bir oğlu vardır ve onu büyütür. Zor günler; 1988'de eşini, ondan iki ay sonra da annesini kaybedişiyle başlar. Onların vefatından sonra babasıyla omuz omuza verirler. 1999'da o da vefat eder... Berbere en son, 1980'lerin sonunda gitmiştir. Uzaktan bakıldığında tuhaf giyinişi, uzun saçı ve sakalıyla bir sokak insanını çağrıştıran bu adam, kendisine yaklaşıldıkça upuzun saçları, rüzgârda savrulan sakalı ve insanın gözünün içine içine bakan haliyle ortaçağdan kalma bir dervişe dönüşür. İlhami Bekir Tez ve Muharrem Coşkun'un ardından şiiri sokağa saygıyla taşıyan son isimdir.. Her gün, 1970 yılından beri yaşadığı Kadıköy'den kalkarak Beyazıt'a gelip o çınarın altından bakar dünyaya, hayata ve insanlara.. Kadıköy'den Eminönü'ne geçerken sabah simidini martılarla, Çınaraltı'na gelince de öğle yemeğini kedilerle paylaşır. Hasılatının önemli bir bölümünü, şiir heveslisi gençlere çay ısmarlayarak tüketir.. Merhaba dediği bir insanı bir daha unutmaz.. Beyazıt'ta, Çınaraltı'nda eski para alıp satsa da, Hüseyin Avni Dede'nin esas işi şairliktir. "Şair ekmek satın alır, / fırıncı şiir okur mu?" dediği bir dünyaya sitemkârdır.. Yeşilçam'da figüranlık yapan, zaman zaman dizilerde görünen şairin, Beyoğlu izlenimlerini ve sahaflık hatıralarını anlattığı kitabı merakla beklenmektedir.. Beyazıt Camii, Beyazıt Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi giriş kapısı, Sahaflar Çarşısı, Çınaraltı, güvercinler, gidenler, gelenler,, tarihî dokuyla dalga geçen plastik sandalyeli çay bahçeleri, işportacılar, turistler, özellikle yıkılmış
Şiir
Keman Çalan ÖlülerHüseyin Avni Dede · Üç Çiçek Yayınevi · 198511 okunma
Reklam