Hüseyin Avni Dede

Hüseyin Avni Dede

Yazar
8.3/10
6 Kişi
·
15
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.249
Gösterim
Adı:
Hüseyin Avni Dede
Unvan:
Şair
Doğum:
Süleymaniye / İstanbul, 1954
1954 yılında Süleymaniye / İstanbul'da doğdu.

Şair Durmuş Dede'nin oğludur. Beyazıt İlkokulu'ndan sonra Şehremini Lisesi'nde okudu. Neyzen Tevfik gibi münzevî bir hayat yaşadı. İstanbul Çınaraltı'nda kitaplarını satarak hayatını kazanma uğraşı verdi. Açık hava şiir sergileriyle dikkat çekti. 22 Mart 1973 tarihinde İtalyan Kültür Merkezi'nin düzenlediği şiir matinesine katılarak derece aldı.

Eserleri

Şiir: Şairler Üzülmesin (1973), Acıya Kurşun Geçmez (1976), Ben Ölmeden Önce (1977), Yağma Yok (1978), Tek Şekerli Çınaraltı (1983), Keman Çalan Ölüler (1985), Bizans Tabut Çiviler (1988).
Ortaçağ'dan kalma bir şatonun alnına düşen
Ve sebepsiz gülüşen papatyalar gibi yalnızım
Ne gecem belli artık ne de gündüzüm...
Sevdanın burcu burcu koktuğu yerde
Borcu yok sevdamın
Hasreti var içimde
Tütüne alışmış bir dudağın
Tütünsüzlüğü kadar kısa
Ve uzun sürecek sevdamın
Hasreti var
Sokaklarım koyu karanlıktır
Koyu karanlıktır düşlerim
İşte bunun için hüzün çökmüştür yüreğime
Aydınlıkta pek belli olmaz gülüşlerim
Gene kafamda bir sürü eksiler, artılar. İçimde gecelerin kahrı. Yalnız ben ağlarım, ağlamaz martılar...
64 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ceyhun Atıf Kansu'nun "...yığılmış karanlığın önünde aydınlığın en eski türküsünü söylüyor, dirence ve yüreğe kalmıştır işimiz." dediği şair Hüseyin Avni Dede'nin 1977 yılında çıkardığı şiir kitabı Ben Ölmeden Önce... Benim elimde 1987 baskısı bulunuyor. Rahmetli babam sayesinde kitaplığımda bulunan bir kitap ve çocukluğumdan beri ara ara açar okurum.

Baksanız incecik bir kitap ama içine neleri sığdırmamış ki şair? Sakallarından sevdasına, şairliğinden yoksulluğuna, Nazım'dan Orhan Veli'den 2000'lere mesajına...

Şiirlerine hayat şartlarının zorluğu, açlık, yokluk, sevda, hasret, umut, en önemlisi de insan sevgisi hakim. O insanları hiçbir şekilde ayrıştırmadan sevenlerden. Kendince insan sevgisiyle ölüme bulduğu çareyi şiirinde:
"Yaşamak
İyileri ve kötüleri
İkiye bölmemektir
Ölüme çare buldum
İnsanları sevmek hiç ölmemektir"
diye anlatıyor.

"İnsanlara sevgiyi, barışı, kardeşliği taşıyacağız
Biz insanlar için doğduk
İnsanlar için yaşayacağız"
diyecek kadar insan sevgisiyle dolu bir şair.

Şanssızlığı ise şair olmanın belki de günümüz kadar kolay olmadığı bir döneme denk gelmiş olması. Şairlik sevdasıyla yansa da şairliği cebini doldurmaya, sevdiğine kavuşmaya yetmez. İnceden sitemlerini yine taşır şiirlerine.

"İnsan kardeşlerimin söylediklerine göre
Şairmişim param yokmuş ben bir hiçmişim"

"Felek zalim zengin baban ondan daha zalim
Ben şairim babam şair görüyorsun fakiriz işte"

Tüm olumsuzluklara rağmen umudu elden bırakmaz. "Biraz da Umut" der şair dizelerinde.

Şairin dilini Hasan İzzettin Dinamo: “Hüseyin Avni Dede’de lirik bir söyleyiş var. İmgelem çok az iş görüyor. Yaşamın zorluğu, imgeleme yapacak iş bırakmıyor, fırtınanın yerden kaldırdığı taşlar, ağaçlardan kırdığı dallar gibi şâirin yüzüne çarpıyor. Gözlemler, mermiler gibi atılıyor, lirizm alabildiğine yaşamla el ele dipdiri. Şâir, daha çok gözlemlerini şiir diline geçirip sağanak gibi daha sık, daha güçlü taneler olarak dizeliyor.” diye özetlemiş.

Benim son olarak ekleyebileceğimse Mavi Dalgalı Yorgun Dalgacı şiirindeki:
"Ben bir dalgacıyım
Dalgacıyım
Dalgacı
Dalga
Dal"
bölümü bana Nazım Hikmet'in Salkımsöğüt şiirindeki
"Atları rüzgar kanat...
Atları rüzgar...
Atları...
At..."
bölümü çağrıştırıyor her okumamda.

Benim severek okuduğum bir kitap. Eğer bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar...
288 syf.
·Beğendi·8/10
yıllar önce şairi tanıdığım kitaptır. dün itabariyle de tüm şiirlerinin olduğu kitap elime geçmiştir. çok sakin bir kişiliktir, naif, mahçup bir görüntünün yanında, uzun saç, sakallarıyla ve devre ait olmayan görüntüsüyle bir bilgeyi andırır. modern bir derviş gibidir, bu durum şiirlerine de yansımıştır dede'nin. eleştirirken ve ya rahatsız olduğu durumdan bahsederken bile, sert bir kalemle yazılmış şiir okuyamayacaksınız kesinlikle. biraz hayata kırgınlıkla, biraz da kabullenilmiş yalnızlıkla; artık olağan görünmeye başlayan durumlara tebessüm ettiren, aynı zamanda da hüzünlendiren bir ruh haliyle yazılmış samimi yaşanmışlıklar okuyacaksınız. bu kitap haricinde yedi kitabı daha var ve bir de şiir albümü. bildiğim kadarıyla da hiçbir akıma uymuyor dede'nin şiirleri. bence alelade bir şahıs ve şair değil, gerçekten yaşayan bir sembol. hani deriz ya birinin ölümünden sonra, "heykeli dikilecek adam" diye, işte sahaflardaki çınarın altına heykeli dikilecek şairdir hüseyin avni dede.
288 syf.
·Beğendi·10/10
Yarım asra yakın bir zamandır Beyazıt Meydanı’daki tarihi çınarın altında hayat mücadelesi veren Şair Hüseyin Avni Dede...

Beşir Ayvazoğlu, Beyazıt’ı anlattığı ‘Dersaadetin Kalbi Beyazıt’ adlı eserinde, “Upuzun saçları ve sakalıyla tarihi çınarın adeta uzvi bir parçası haline gelen şair Hüseyin Avni Dede, her zamanki gibi eski paralarını ve şiir kitaplarını önüne dizmiş ayakta müşteri bekliyordu. Yıllardır buradan gelip geçerim, onu bir kere bile otururken görmedim” der.

Vaktiyle Eminönü Belediyesi neredeyse 50 yıldır bu çınarın dibinde yaşayan şairi oradan söküp atmak istemiş ama binlerce imza toplanınca geri adım atmış. Hüseyin Avni Dede Beyazıt Meydanı’nın bir simgesi olduğu kadar alanda ekmek kaygısı taşıyan yaklaşık 30 işportacının da bir nevi koruyucusu.
•••
Şiirlerinden kesitler:

bir adam bir kadını ezecek
bir başkası bir bankayı soyacak
köşebaşında umutlarını kaybetmiş bir şair
söyleyin, kitaplarıyla nasıl doyacak.
•••
yaşamak
iyileri ve kötüleri
ikiye bölmemektir
ölüme çare buldum
insanları sevmek hiç ölmemektir.
•••
mercimek ayıkla gün ışığında
daha olmadı
gün ışığında fasulye pişir
bakarsın perişanlığımıza
eski bir dost yetişir
•••
acılarda bir umut
okyanusta bir gemi
pırıl pırıl bir bulut
şair yaptı gövdemi

hem siyah hem beyaz dut
yeni günlerin demi
dün ölmüş gibi unut
havva ile ademi

ey dört çivili tabut
sil gözlerimden nemi
tut elimi sıkı tut
geri getir annemi

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Avni Dede
Unvan:
Şair
Doğum:
Süleymaniye / İstanbul, 1954
1954 yılında Süleymaniye / İstanbul'da doğdu.

Şair Durmuş Dede'nin oğludur. Beyazıt İlkokulu'ndan sonra Şehremini Lisesi'nde okudu. Neyzen Tevfik gibi münzevî bir hayat yaşadı. İstanbul Çınaraltı'nda kitaplarını satarak hayatını kazanma uğraşı verdi. Açık hava şiir sergileriyle dikkat çekti. 22 Mart 1973 tarihinde İtalyan Kültür Merkezi'nin düzenlediği şiir matinesine katılarak derece aldı.

Eserleri

Şiir: Şairler Üzülmesin (1973), Acıya Kurşun Geçmez (1976), Ben Ölmeden Önce (1977), Yağma Yok (1978), Tek Şekerli Çınaraltı (1983), Keman Çalan Ölüler (1985), Bizans Tabut Çiviler (1988).

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 10 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.