Tarihçiler 1331 yılında Hopei vilayetindeki insanların %90'ının öldüğünü kaydetmiştir. 1351 yılına gelindiğinde ise Çin, kayıtlara göre nüfusunun yarısı ile üçte ikisi arasındaki bir kısmını vebaya kurban vermişti. 13. yüzyılın başlangıcında yaklaşık 123 milyon kişi yaşamasına rağmen 14. yüzyılın sonunda ülkenin nüfusu 65 milyona düşmüştü.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kubilay Han 1260'larda Ulusal Tarih Ofisi'ni kurdu. Çin uygulamalarını da devam ettirerek Song Hanedanlığı'nın yanı sıra Jurched ve Kitan krallıklarının tarihlerinin derlenmesini de emretmişti. Bu proje belki de bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük tarih projesiydi ve tamamlanması 1340'lara kadar, yaklaşık sekiz yıl sürmüştü. Moğol İran'daki İlhanlı Gazan Han, ilk dünya tarihinin derlenmesi için Cüveyni'nin halefi olan Raşid al Din'i görevlendirmişti. Raşid al Din Çinlilerin, Türklerin ve Moğolların Avrupalılar olarak adlandırdıkları Frenklerin tarihlerini derlemek için çok farklı ilim adamlarını ve çevirmenleri görevlendirerek büyük bir girişimde bulunmuştu.
...
Tarihteki fetih imparatorluklarının çoğu, fethettikleri topraklarda kendi medeniyetlerini kabul ettirmeye çalışmışlardı. Romalılar Latin dilini, kendi sözde tanrılarını, benimsetmeye ve gelişmemiş yerel bölgelere zeytinyağı ve buğday tarımı uygulatmaya çalışmışlardı. Anadolu'daki Efes'ten Almanya'daki Köln'e kadar her Roma şehrinde çarşı ve hamamlardan sütunlara ve kapı aralıklarındaki en küçük ayrıntılara kadar aynı şehir düzeni ve mimari tarz uygulanmıştı. Diğer dönemlerde ise İngilizler Bombay'daki Tudor binalarını, Hollandalılar Karayibler'deki yel değirmenleri yapmışlar, İspanyollar Meksika'dan Arjantin'e kadar kendi tarzlarında katedraller ve büyük binalar inşa etmişler, Amerikalılar Panama'dan Suudi Arabistan'a kadar kendi özel yerleşim komplekslerini oluşturmuşlardı. Arkeologlar bir yerin yalnızca fiziksel kalıntıları üzerinde çalışarak Hindu, Aztek, Mali, İnka ya da Arap imparatorluklarının gelişiminin izlerini bulabilmektedir.
Moğollar fethettikleri dünyada oldukça ölçülü ve tedbirli hareket etmişlerdi. Fethettikleri bölgelerde özel bir mimari tarz uygulanmasını zorunlu kılmamışlardı. Dillerini ve dinlerini de bu ülkelerdeki insanlara kabul ettirmeye çalışmamışlar, hatta Moğol olmayanların kendi dillerini öğrenmelerine engel olmuşlardı. Moğollar yabancı bir ürünün yetiştirilmesi konusunda zor kullanmamışlar, ayrıca vatandaşlarının yaşam tarzında köklü değişiklikler yapılmasını talep etmemişlerdi.
...
Ogeday, kendisi ve Altın Aile'nin diğer üyeleri için yaptırdığı saraylara ek olarak Budist, Müslüman, Taoist ve Hristiyan tebaası için de pek çok ibadethane yaptırmıştı. Moğol saraylarında Hristiyanlar ağırlık kazanmaya başlamıştı çünkü Ogeday da diğer üç kardeşi gibi, Kereyit ve Nayman'ın fethinden sonra Hristiyan Hristiyan eşler almıştı. Torunlarından bazıları, özellikle de en sevdiği torunu Süleyman Hristiyanlığı seçmişti. Moğolların Hristiyanlığa ilgi göstermesinin bir nedeni Moğolca Yesu olan Hz. İsa'nın ismiydi. Yesu aynı zamanda tüm hanedanın kurucusu olan Cengiz Han'ın babası Yesügey'in ismiydi. Hristiyanların bu yüksek statüsüne rağmen küçük bir şehir olan Karakurum dünyanın değişik dinlere belki en fazla hoşgörü gösteren şehriydi. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar değişik dine mensup insan yan yana barış içinde ibadetlerini yerine getiremezdi.