Yasama gücü devletin yüreği, uygulama gücü de beynidir; bütün öbür parçalara canlılık sağlar. Beyin felce uğrasa bile yine yaşayabilir. İnsan aptal kalır ama, yine de yaşar. Ama yürek görevini göremez olunca, canlı varlık da ölür.
Dağılma, önce hükümetin devleti yasalara göre yönetmemeye başlaması ve devlet gücünü zorla ele geçirmesi ile olur. O zaman önemli bir değişiklik meydana gelir: Hükümet değil, devletin kendisi sıkışıp daralır: Yani büyük devlet eriyip gider ve onun içinde, yalnız hükümet üyelerinin kurduğu bir başka devlet ortaya çıkar demek istiyorum. Bu da halkın geri kalanı için efendiden, bir zorbadan başka bir şey değildir artık.
İranlılar yaşama biçimleriyle pek övünürler ve kendi yaşayışlarının Hristiyanların yaşayışından ne denli üstün olduğunu anlamak için yüzlerinin rengine bakmanın yeteceğini söylerler. Gerçekten, İranlıların tenleri pürüzsüz, ciltleri güzel, ince ve parlaktır. Oysa Avrupalılar gibi yaşayan ve buyrukları altında bulunan Ermenilerin derileri sert, yüzleri sivilceli, gövdeleri iri ve hantaldır.