Fikrin korkusuz olduğu ve başın dik tutulduğu yerde;
Bilginin serbest olduğu ve dünyanın hususi duvarlarla dar bölmelere ayrılmadığı yerde;
Kelimelerin, doğruluğun derinliklerinden meydana çıktığı yerde;
Sa'yin, kollarını kemale uzattığı yerde;
Berrak akıl nehrinin, ölmüş adetlerin hazin çölünde yolunu kaybetmediği yerde;
Zekânın mutamadiyen genişleyen fikir ve fiile senin tarafından sevk edildiği yerde;
Tanrım, sen benim memleketimi, işte bu hürriyet cennetinde uyandır.
Özetle tüm işleri kendine bağlamak devlete asla yetmiyor, artık giderek bu işler hakkında kararları da hiçbir denetime tabi olmaksızın ve hiçbir yardım almaksızın kendisi veriyor.
Demokratik bir toplumda kamusal gücü merkezileştirmeyi başarmanın ilk ve bir şekilde tek koşulu, eşitliği sevmek ya da insanları buna inandırmaktır. Böylece evvelce son derece karmaşık olan despotizmin formülü basitleşiverir, adeta tek bir ilkeye indirgenmiş olur.
Siyasi iktidarın aşırı merkezileşmesinin sonuç olarak toplumu güçten düşürebileceğini ve böylece uzun vadede bizatihi hükümeti zayıflatabileceğini düşünüyorum.