"Şimdi diyorum ki dost, aramıza koyacağımız udu henüz hak etmedik biz. Meragi’nin bestelediği Şirazi güftelerinden bihaber kan koklayan vahşi hayvanlar gibi kör olası cahilliğimizle ömürsüz güzelliği arıyoruz yüreğimizde. Ne kültürsüzlükle ne de savaşla açıklanabilecek bir nasipsizlik bizimkisi."
Alçaklığın Evrensel Tarihi kitabının konusu salt anlamda bir tarihsel akış değil, aslında edebi bir kurgudur. Kitap Borges dilinin çekiciliğini açık eden eserlerden biri. İslam dünyasından Vahşi Batı’ya uzanan metinler Borges’in geleneklere bakış açısını, hatta birçok kültüre dokunmanın büyüsünü de hissettirir okuyucusuna. Toplumsal sorunların anlatımından bilinçli olarak kaçınan Borges, eserlerinde alegoriyi, zekâ oyunlarını, mizahı kullanmayı tercih ederek Latin Amerika edebiyatında ciddi bir çığır açmıştır.
Alçaklığın Evrensel Tarihi, önce Borges’in ülkesi Arjantin’de yüksek okunan gazetelerden Critica’nın hafta sonu eki için yazdığı, gerçekle kurgunun iç içe geçtiği metinlerinden oluşur. Bu metinler Angel Flores’e göre aslında büyülü gerçeklik akımının Latin Amerika edebiyatında modern dönemin ilk örneklerinden sayılır. Borges, okuyucusunu metinler arasında mesafe sokmayan, yazarken başvurduğu kaynakları, kullandığı hileleri açıklıkla anlatan bir yazardır. Alçaklığın Evrensel Tarihi kitabının ilk baskısında önsözü yazarken bunlardan bahseder. Çünkü okuyucusunun okuma eylemini yaparken bunu bilmesini ister. Çünkü Borges’e göre okumak yazmaktan daha düşünseldir.
Güzel Dünya, Neredesin? romanı için hazırladığımız inceleme yazısı yayında. İlk kitabı Arkadaşlarla Sohbetler olmasına rağmen kendisine asıl ünü kazandıran Normal İnsanlar ile tanıdığımız Sally Rooney, bize karmaşık ilişkilerin ve yaşamsal sorunların bir anlatısını sunuyor. Hatta öyle ki kendine has tarzıyla, huzursuz ediciliğiyle ve tabiri caizse insanın içine öküz oturtmasıyla gözünüz kapalı tahmin edebileceğiniz bir yazar haline geliyor.
Öyle ki yayımladığı ilk iki kitapta işlenen konular ve karakterler birbirleriyle o kadar aynı ki bir noktada “bu yazar bu olayları kesinlikle yaşadı” diye düşünüyorsunuz -hatta kanımca yazar kendisi hakkında böyle düşünüldüğünün o kadar farkında ki, kitabında bize bu konu hakkında ufak bir göz kırpıyor-.
Dolayısıyla Güzel Dünya Neredesin? yazarın diğer kitaplarına nazaran farklı tutumuyla, uzun diyaloglarıyla ve yaşamın her noktasına dokunan incelikleriyle bizlere harika bir deneyim sunuyor.
Bütün bunların detaylı açıklamasını yapmadan önce kitabın ana kurgusuna şöyle bir göz atalım.
Güzel Dünya, Neredesin? – İletişimsizliğin Başlangıcı
Güzel Dünya Neredesin? Alice ve Eileen adında iki kadının etrafında dönen bir olay örgüsüne sahip. Üniversitede arkadaşlıkları başlayan bu ikilinin yolları, Alice’in bir sinir krizi geçirmesi ve hastaneye yatırılması sonucu ayrılıyor ve mail üzerinden haberleşmeye başlıyorlar. Bu mailleşmelerde sanattan güzellik kavramına, inançtan global olaylara kadar her konudan sohbet ediyor, içlerini döküyorlar.
Bir gün Alice flört uygulaması aracılığıyla depo işçiliği yapan Felix ile tanışıyor ve başta birbirlerinden hiç hoşlanmıyorlar. Fakat kırsal bir yerde yaşadıkları için de çokça karşı karşıya geliyorlar. Aslında birbirlerinin çekiminden korktukları ve bunun yanında da kendi hayatlarındaki