Crisis is out diet, served up as exotic dishes, and dishes are ever more exotic, before we are able to swallow (let alone digest) those that were just before us.
Isaac Asimov'un otuz yıl aradan sonra döndüğü Vakıf serisinin dördüncü kitabı olan Vakıf'ın Sınırı, yine bize yazarın derin düşünceleri arasında bir gezinti imkanı sunuyor. Kitap, İkinci Vakıf'tan çok da uzak olmayan bir aralıkta geçiyor; Katır'ın yaptıkları ve İkinci Vakıf'ın varlığının öğrenilmesinin yarası Birinci Vakıf'ı sarsmış durumunda ve bunun sonuçlarını görüyoruz. Kitabın iki taraflı gitmesi ve İkinci Vakıf'ın bakış açısından da bir hikaye kurması güzel bir derinlik katmış.
Kitabın ana odak noktası ve konusuna gelirsem: Seldon Planı üzerine tartışmalar ve planın fazla yolunda gitmesinden doğan, galakside üçüncü bir gücün varlığından şüphelenmesi durumu iyi yazılmıştı. Kitabın bir aksiyon bilim-kurgu olarak şahane olduğunu düşünüyorum; Trevize, Gendibal ve diğer bütün karakterlerin yolculuklarını okumak gerçekten eğlenceli ve akıcıydı. Hard sci-fi açısından kitabın çözümlenmesi ise Gaia'ya vardıktan sonra orada açıklananlar ile oluyor. Kolektif bilince sahip bir gezegen, Sonsuzlar fikri, Dünya'ya dair teoriler, hepsi üzerinde düşünmeye değer. Sadece, bu fikirlerin ve arka planının başından beri kurgulandığından emin değilim, Asimov 30 yıl sonra gelip bu evreni de Robot evrenine bağlamak istemiş gibi hissettirdi bana, ki hakkı değildir diyemem.
Kitabın sonundaki climax anında ise Trevize'ye yüklenen rolün bir açıklaması bu kitap içerisinde yok, sezgisi yüksek gibi açıklamalar da beni kitapta en tatmin etmeyen kısım oldu. Yine de alınan karar evreni çok enteresan bir hale getirebilir ve bu da kronolojik olarak son kitap olan Vakıf ve Dünya için beni heyecanlandırıyor.