Varoluşçu felsefenin temellerini atan Jean-Paul Sartre'nin ilk romanı olan Bulantı; Fransa'nın Bouville kentinde yaşayan Antoine Requentin adlı karakterin yazdığı bir güncedir. Kitap kahramanı; Marquis de Rollebon adında tarihi bir kişinin çok çelişkili ve karışık hayatını inceleyerek biografi yazmayı ister fakat sonunda yaptığı incelemeyi bırakır.
Karekterimiz sürekli insanlardan, çevresinden kısacası hayatından tiksinmiş ve buna Bulantı ismini vermiştir, istediği tek şey bu bulantıyı ele geçirmek ve nedenini anlamaya çalışmaktır. Hayatı bulantılarla geçen birinin neden bu hayatta var olduğunu sorgulamasıdır; bu minvalde varlığını ve varoluşçuluğu bir fikre oturtmaya çalışmaktadır. Çok zor anlaşılsa da bana göre kitapta insanlar, nesnelerden ayrı olarak bir şekilde vardır ve daha sonra düşünceleriyle, çevresiyle, ailesiyle şekillenerek oluşmaya başlar. Nesneler ise doğaları gereği zaten var olmuşlar, sonradan hepsi birer ad almışlar ve sonunda varoluşlarını tamamlamışlardır.
Kitapta hümanizme karşıt bir görüş ve doğanın üstün olması konuları da işlenmiştir.
Müzik: Sophie Tucker - Some of These Days