Düşmanlarını, talihsizliklerini, kabahatlerini uzun süreli ciddiye alamamak- güçlü ve dolgun yapıların, içlerindeki esnek, yeniden kurucu, sağaltıcı ve unutmaya da elveren bir güç fazlalığı barındıran yapıların göstergesidir.
Filozofların “iffet”ine gelince, bu tür tinlerin üretkenlikleri çocuk yapmaktan başka bir alanda besbelli; isimlerinin süregelmesi, onların küçük ölümsüzlükleri de başka bir alanda.
Bir filozof fazla parlak ışıktan kaçınır: bu yüzden de, yaşadığı zamandan ve onun “gündüz”ünden kaçar.
Bir gölge gibidir onun gündüzü içinde: güneş battıkça, o büyür.
Öncelikle bir şeyden kaçınma gereksinimi duyarız: her tür “Bugün” den.
Dingin olana, soğuk olana, seçkin olana, uzak olana, geçmiştekine saygı duyarız biz; ruhun karşı karşıya kaldığında kendini savunmak ve kendini kapamak zorunda kalmadığı her şeye...