"Memurlar, evlerinde güle güle otursunlar. Memleketi medeni, Avrupai hale getirmek için uğraşsınlar. Işıklarına da bir an
evvel kavuşsunlar. Dedikoduyu bırakalım. Kızilay da fukaralara yardım ediyormuş!.. Evlerini yaptırsınlar diye adam başına
yüz elli lira dağıtmış. Fukaralar da yüz elli lira ile evlerini yaptıracaklarmış. Adam gördüm, bir fukara yüz elli lira ile pekâlâ
tamiratını yapabilir, diyordu. Bütün fukara halk, yüz elli lira ile
ev yapacaklarına, bayram yaklaşıyor diye çocuklarına bir ceket,
bir pantolon, bir de yemeni almışlar. Süs olarak da ellerine birer
tane horoz şekeri tutuşturmuşlar. Bayram yerinde fukara çocuklarını salıncakta seyrederken insan doğrusu serinliyor, şekerim.
Yüz elli lira ile ev yapılir mi, sevgilim? Sen yüz elli liraya bir
şapka ile bir pabuç alabilirsen, ben, "Vallahi kelepir!" diyorum
Bilirsin ki, ben de babadan kalmayı yiyorum. Üzülen kimse yok
Çünkü fukara halk, Kızilay'a çadırlarını vaktinde iade edecek
vaziyette değil."
"Bugünlerde âşk üzerine kitaplar okudum. Bir tanesinde diyor ki: "Âşkın ilk tezahürü, hayranlıktır." Ben bu hayranlığı duymak için otuz beş sene bekledim."
"Büyük hayaller kuralım sevgilim! Ben şimdi böyle yapıyorum. Tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde, dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan, muazzam, eğlenceli bir şehir de seninle yaşamak istiyorum."