'Ben Hakk'ım' sözü, Mansur'un ağzında ışık oldu, 'Ben Allah’ım' sözü, Firavun'un ağzında yalan oldu gitti." Mevlana'nın, "Fihi Mâfih" adlı eserinde de benzer bir anlatım vardır. Aynen şöyle: "Halk, 'Ben Hakk'ım' demeyi büyük bir dâva sanır. Oysa 'Ben kulum' demek büyük bir dâvadır. 'Ben Hakk’ım' demek, büyük bir gönül alçaklığıdır. Çünkü Hakk’ın kuluyum diyen, iki varlık ispat eder. Biri kendisi, bir de Allah'ı ispata çalışır. Fakat 'Ben Hakk'ım' diyen kendisini yok etmiştir. Ben yok’um, hep O'dur. Allah’tan başka varlık yoktur, ben yok'luğum, hiç'im der." Kendinden haberi olmayanın Hakk'tan haberi olması düşünülebilir mi? Biliyorsunuz kuş, iki kez doğar. Biri yumurta ile, öbürü de yumurtanın kabuğunu kırarak. Sen de bu dünyaya doğarsın, bir de bu dünyanın kabuğunu kırarak, bekâ âlemine ikinci kez doğarsın. Kabuğu kıramazsan yandın demektir!
... Muhuiddin Arabi’nin evreni yorumlayan şu sözü de ne kadar anlamlıdır: “Kainat, gerçeğin dış ve görünen yüzüdür, gerçek ise kainatın iç ve görünmeyen yüzünü yansıtır.”
Evrenimizde hıza endeksli olan başlıca üç tip parçacık vardır.
Işıktan yavaş parçacık: Tardon (Proton)
Işık hızı ile hareket eden parçacıklar: Lukson (Foton ve nötrino)
Işıktan hızlı gittiği “varsayılan” parçacıklar: Takyonlar.