Teknolojinin pratiklik, kolaylık sağlama yönünden denize de bulaşması beraberinde 'trol'e varan olumsuzluklar ve kirlenmeye varan sonuçlar doğurdu. Adalar gibi küçük kısa deniz alanlarına sahip olan bölgeleri bozdu. Doğal dengeler, deniz canlılarının yaşamı, huzuru ilk olumsuz etkileri almaya başladı. Periyodik ve sınırlı av temposu alt ûst oldu. Denizin üzeri yüzlerce amatörün istilasına uğradı. Rahmetli usta Lofet ile zanaat üzerine konuşurken, bizden de amatör bir yazlıkçı gencin araya girmesiyle geçen diyaloğu unutmaya imkân yok.
- Usta, Pazar günü gittik, Çakar ile Kartal Çimento hizasında palamut gibi 'hani".. At -çek, üç gaz tenekesi doldurduk. Keyften dört köşe olduk! Cuma gittik, iki teneke şöyle böyle, Cumartesi bir tenekeye düştü. Pazar ise ben iki balık, arkadaşım bir balık aldı akşama kadar. Ne oldu anlayamadık. İşareti mi şaşırdık?
Lofet;
- Kusura bakmayın ama ikiniz de salakmışsınız. Aşağıda fabrika mı var, her gün 150 balık versin? Balığı bitirmişsiniz siz, salaklar!.. Kontrolsüz teknoloji bugün gökyüzünün uzaklıklarından mavi denizlerin derinliklerine, insanoğluna ektiğini biçtiriyor. Bilinçsizliğin bedeli gelecekte daha pahalı ödeneceğe benzer.
Yazar kitapta gençlik anılarını anlatıyor aslında. Bu arada da şimdi ile o zamanı karşılaştırıyor sadece. Ben yazarın minimalist yaşamı tercih ettiğini değil de sadece eskiye olan özlemini dile getirdiğini düşünüyorum. Dedemin kendi anılarını anlatması gibi bir şey. 🙂
1945-1950 Cumhuriyet, Çok Partili Yaşam
Iktidar tarafından yapılan her işin karşısında yer almanın, çok partili sistemde muhalefetin ana şartlarından biri olduğu zannediliyordu. Bu siyasi acemiliğin yanısıra, iktidarın kendini sınırsız güç sanması, toplumun bu konulardaki yetersizliği, müdahalenin duygusal yaklaşımla yapılması gibi acemice düşünce ve eylemler büyük devlet kimliğini zedeledi. Ölümle sonuçlanan bedellerin ödenmesi gibi ağır tarihsel kayıplar oluştu.
İktidar ve muhalefet olarak, altyapının ve geçiş devrelerinin zaman platformuna oturtulması gerekirdi. Geçmişimizde denenmemiş, toplu- mumuza tamamen yabancı bir sistemi, dışarıdan birden alıp, uygulamaya kalkmak zorunluluğu vardı. Bu incelikleri icradan önce iyi değerlendirememiş olmanın önemini bir kenara yazmak isabetli olur. En azından belli bir süre geçiş devresi planlanır, bilgi gelişmesi sağlanır, uygulama görülür, yapısal sosyolojik kaymalar realize edilirdi. Tüm yabancı sistemlerin yeni alınması karşılığı daima bir bedel ödenir. Ama bu kadar acı ve pahalı olmayabilirdi...